|
AŞKOLA
Pirim bugün yüzün gördüm Gördüm aşkola aşkola Ben yoluna ikrar verdim Verdim aşkola aşkola
Yürümüş aşiret göçü Ağarmış pirimin saçı Dört kapı kırk makam içi Girdim aşkola aşkola
Fani derler dünya fani Kefen gömlekdir en sonu Gönül yüreğime seni Sardım aşkola aşkola
Yanar yürek pare pare Pirim bu derde bir çare Enel-Hak denen o sıra Erdim aşkola aşkola
Benim pirim ilmi över Kamil insanları sever Ya bu gönül sensiz neyler Sordum aşkola aşkola
Şafak Altun hallarımı Şeker şerbet ballarımı Yollarına güllerimi Serdim aşkola aşkola
SEN NE YAPTIN?
Yarın mahşer günü soran olursa Sen ne yaptın bir cevabın varmıdır Maazin için kafa yoran olursa Sen ne yaptın bir cevabın varmıdır
Anılar yaşatır seni dünyada Varmı bir eserin hani dünyada Boşamı yaşadın fani dünyada Sen ne yaptın bir cevabın varmıdır
Ağzın açar bülbül olur şakırsın Muhalefet eder karşı çıkarsın Alternatif sunmaz öyle bakarsın Sen ne yaptın bir cevabın varmıdır Taş kafalar bana cevap veremez Kör bakarlar bu gerçeği göremez Laf ile peynir gemisi yürümez Sen ne yaptın bir cevabın varmıdır
Mazlumun hakkını alam dedin mi Zalimlere karşı gelem dedin mi Bu dünyayı cennet kılam dedin mi Sen ne yaptın bir cevabın varmıdır
Bir hayırla suçlarından arınır Bürüğe sarığa girer sarınır Ömür geçti tahte kale görünür Sen ne yaptın bir cevabın varmıdır
Şafak Altun soruyorum ben bana Bir yararın dokundumu insana İlim bilim kültür sanattan yana Sen ne yaptın bir cevabın varmıdır
AŞIK MAHZUNİ ŞERİF
Sen gittin de arıyoruz biz seni O günden bu günü gören Mahzuni Uçan kuştan soruyoruz biz seni Gönül bahçemize giren Mahzuni
Yareler kanıyor bulunmaz saran Nice dost göç etti azaldı yaren Berçenek toz duman çamlıbel viran Daha bizim eller ören Mahzuni
Gece gündüz hiç kırpmadın gözünü İnsanlık adına çaldın sazını Sakınmadan çekinmeden sözünü Zalimin yüzüne vuran Mahzuni
Gerçeğin demine hak verişinle Güruh-i Naci'de kök sarışınla Hümanist görüşün dik duruşunla Mazluma cesaret veren Mahzuni
Doğruları inkar eden şaşıdan Hırsız hain işbirlikçi maşadan Ağadan patrondan beyden paşadan Yiğidin hakkını soran Mahzuni
Şafak Altun seni pir baba bilmiş Güttüğün davanın bir eri olmuş Softalar cennetin tapusun çalmış Şimdi de orada diren Mahzuni
Ozan Şafak Altun Hamburg, 10.05.2010
GERÇEĞE HU
Büyük patlamadan çıktım yoluma Haydan geliyorum Hu ya giderim Kadim dünya bakma benim halime Haydan geliyorum Hu ya giderim
Ateş oldum galekside kavruldum Kütle kütle kainata savruldum Devriye de devir devir çevrildim Haydan geliyorum Hu ya giderim
Erkeğin teninde büründüm gene Dişinin rahminde boyandım kana Zamanı gelince dönüştüm cana Haydan geliyorum Hu ya giderim
Bu devri alemde oldum bilinmez Aradım kitabı sırrı bulunmaz Kamil olan insan yoldan ayrılmaz Haydan geliyorum Hu ya giderim
Şafak Altun gerçeklere hu diyem Benim aslım ateş toprak su diyem Aslın inkar edeneler yu diyem Haydan geliyorum Hu ya giderim
GÜNEŞİ YUTAN BULUTLAR
Güneşi yutan bulutlar Hazırlar kendi sonunu Öğrendiğin nasihatlar Gösterir sana yönünü
Yaşam boyu sürer yarış Bitmez tükenmez arayış Becerdiğin işle uğraş Boşuna yorma canını
Marifet sanma numara Bir iyilik yap konara Tut elinden çek kenara Ateşe düşüp yananı
Toprak gibi mert olasın Rüzgar gibi sert olasın Vatan gibi yurt olasın Barındırasın konanı
Dilenme hiç ele güne Güvenmelisin kendine Zararı dokunmaz sana Bilime yasla yanını
Ağlıyoruz gülmek için Arıyoruz bulmak için Yaşıyoruz ölmek için Buda doğanın kanunu
DARILDIM
Devrilmişim dağlar gibi Zalim dünya sana kalmaz Doldum doldum ağlar gibi Şu halimi kimse bilmez
Dost suratın astı bugün Yar dediğim küstü bugün Selam sabah kesti bugün Özledim yanıma gelmez
Günler geçer zehir zıkım Göklere erişir ahım Karabahtım kör talihim Birgün olsun bana gülmez
Bir günüm bir asır gibi Yaşıyorum esir gibi Dara çeker Mansur gibi Felek bu canımı almaz
O yar bana el olsada İki gözüm sel olsada Yansa yürek kül olsada Deli günlüm iflah olmaz
Şafak Altun gamda bugün İçmesede demde bugün Ne Bağdat ne Şamda bugün Dargın gönlüm karar kılmaz
DEĞİLİZ
Kerametin varsa kendine sakla Biz kolay tutulan kuştan değiliz Üçbeş kuruş için atarsın takla Nevsine yenilen puştan değiliz
Ne bir hikayeyiz ne bir anıyız Enel-hak yolunun ortak canıyız Halkı kandıranın baş düşmanıyız Yüreğimiz vardır taştan değiliz
İnsan olan unuturmu yareni Yoldaş için canın dahi vereni Azgın yaramıza melhem süreni Dostunu tanımaz şaşdan değiliz
Ne hocayız ne rahmanı rahibiz Nede kutsal kitabda ki zahidiz On bin yıllık bir kültüre sahibiz Biz sandığın gibi boştan değiliz
Kanatlanır yücelere çıkarız Yıldızlardan yeryüzüne bakarız Üflemezsen dudağını yakarız O ılık içilen aşdan değiliz
Makam koltuğuna yayılan şaşık Bakılmaz yüzüne suratı asık Kimseyi beğenmez kendine aşık Sert bakışlı çatık kaştan değiliz
Şafak Altun davamızı güderiz Sorunları didik didik dideriz Kendi bildiğimiz yola gideriz Ho deyince duran çüşden değiliz Kişleyince kapan oşdan değiliz
BİLİRMİSİN?
İşin gücün nedir senin Yaptığını bilirmisin Din adına cehalete Taptığını bilirmisin
Şeriat düşmez dilinden Bıçak eksilmez elinden Bilimin aklın yolundan Saptığını bilirmisin
Haberin varmı yarından Alemin gizli sırından Medeniyet diyarından Koptuğunu bilirmisin
Yanlış anlama sen beni Araç eyledin bu dini Seni doğuran anneni Teptiğini bilirmisin
Cehaletin adı sırda Şer üretir ardı arda Yirmi birinci asırda Nettiğini bilirmisin
Şafak Altun bu zamandır Gerçekçilik bize şandır Yavuz köpek ısırgandır Kaptığını bilirmisin
YILDIZ DAĞI
Evel zaman yıldız dağı biliyor Esen yelden sakınırdı pirimi Ceylanları eteğinde meliyor Yıldız dağı anlat bana pirimi
Kucaklayıp sardın yarenlerimi Korudun kolladın erenlerimi Halkı için canın verenlerimi Yıldız dağı anlat bana pirimi
Yıldız dağı başı karlı dumandır Sultanların satıldığı zamandır Yezitler yüzünden hali yamandır Yıldız dağı anlat bana pirimi
Benim pirim şere başın kaldırdı Yoksulların iki yüzün güldürdü Hangi düşkün gitti sizi bildirdi Yıldız dağı anlat bana pirimi
Yiğitlerim alay alay geldiler Şeriat zulmüne karşı oldular Hak yoluna birer birer öldüler Yıldız dağı anlat bana pirimi
Şafak Altun gelip sana kondular Coşkun akan sularında yundular Nice cem eyleyip semah döndüler Yıldız dağı anlat bana pirimi
BİR HİÇİM
Yanarım için için Bir hiçim ben bir hiçim İnsan olmak mı suçum Bir hiçim ben bir hiçim
Bir hiçim ben bir hiçim Şu alemde bir hiçim Alem benim içimde Ben alemde bir hiçim
Alemi kuran olsam Cana can veren olsam Ulu bir eren olsam Bir hiçim ben bir hiçim
Bir hiçim ben bir hiçim Şu alemde bir hiçim Alem benim içimde Ben alemde bir hiçim
Pırlanta taşım olsa Binlerce yaşım olsa Krallık işim olsa Bir hiçim ben bir hiçim
Bir hiçim ben bir hiçim Şu alemde bir hiçim Alem benim içimde Ben alemde bir hiçim
Aşkım uğruna ölsem Dirilsem geri gelsem En son peygamber olsam Bir hiçim ben bir hiçim
Bir hiçim ben bir hiçim Şu alemde bir hiçim Alem benim içimde Ben alemde bir hiçim
Niceleri övünür Mala mülke sevinir Benim içim kavunur Bir hiçim ben bir hiçim
Bir hiçim ben bir hiçim Şu alemde bir hiçim Alem benim içimde Ben alemde bir hiçim
Ateş hava su toprak Dörtten yeşerdi yaprak Sonumız yine toprak Bir hiçim ben bir hiçim
Bir hiçim ben bir hiçim Şu alemde bir hiçim Alem benim içimde Ben alemde bir hiçim
Kanmam dünya malına Tapmam para puluna Gerçek budur biline Bir hiçim ben bir hiçim
Bir hiçim ben bir hiçim Şu alemde bir hiçim Alem benim içimde Ben alemde bir hiçim
Şafak Altun ben buyum Ne küçük ne büyüğüm Milyarı geçse sayım Bir hiçim ben bir hiçim
Bir hiçim ben bir hiçim Şu alemde bir hiçim Alem benim içimde Ben alemde bir hiçim BAĞLI
Bir mahkumum bu şehirde Elim bağlı kolum bağlı Kalmışım yaban ellerde Konuşamam dilim bağlı
Hal olup halim görsemde Dal olup meyve versemde Arıyım çiçek dersemde Petekde ki balım bağlı
Rüzgar garip eser bana Yaşam zehir kusar bana Sazım bile küser bana Bağlamada telim bağlı
Kolum kanadım gerdiğim Özümden özge gördüğüm Uğruna canım verdiğim Kafesde bülbülüm bağlı
Azrail canım yokluyor Kalbim yoruldu tekliyor Engeller beni bekliyor Gideceğim yolum bağlı
BİR MAYIS 2008
Bir mayısta bir olmayı Yine bize hor gördüler Saldırdılar işçilere Kolun kanadın kırdılar
Benim halkım onurludur Başın eğmez gururludur Emekçiler milyoncadır Nice yaralar sardılar
Şikayetim hakim beye Emeğe hakaret niye Ayak takımıdır diye Ortamı onlar gerdiler
Halka zulmü layık gören Kurşun atıp insan vuran Nice zorba nice tiran Onlarda hesap verdiler
Emeği korkuttum sanma Ne utan nede arlanma Birkez daha bütün dünya Tayyip-Faşizmi gördüler
Şafak Altun halk ozanı Sevmez halkını ezeni Tarihde nice düzeni Ayaklar yere serdiler
BENİ
Tohumdum yüceltti dal beni beni Yeşertti inceltti gül beni beni
Toprakdı doğurdu akıl buyurdu Emekle yoğurdu el beni beni
Evirdi çevirdi esti savurdu Aşk ile kavurdu çöl beni beni
Lal oldum dinletti hayli inletti Aleme anlattı dil beni beni
Bazen yandırdı bazen söndürdü İnkardan dönderdi yol beni beni
Nicedir yanmışım muhib olmuşum Kula kul edemen bil beni beni
Şimdi sana senden daha yakınım Kucakla sinene al beni beni
AH GÖNLÜM
Gönlüme bir od atıldı Bitmedi sevdam bitmedi Diyeceğim çok şey vardı Yetmedi ömrüm yetmedi
Yar yüzünden fail oldum Nice güle mail oldum Kader dedim gail oldum Ötmedi bülbül ötmedi
Ümütleri boyaladım Böyle gönlüm oyaladım Göle yoğurt mayaladım Tutmadı şansım tutmadı
Eller paylaşmış mülkünü Kendime yaptım telkini Cennet dünyanın zevkini Tatmadı ömrüm tatmadı
Sınıfımla haldaş oldum Mazlumlara yoldaş oldum Kızdım kızdım ataş oldum Yatmadı öfkem yatmadı
Şafak Altun bak şu hale Ne ağlaya nede güle Yar peşinde yele yele Tütmedi bacam tütmedi
FENA OLACAK
Basma benim damarıma Kızarsam fena olacak Bre yobaz suçlarını Yazarsam fena olacak
Şeriat istersin emi Tıkarım ağzına gemi Kavgasız dünya yemini Bozarsam fena olacak
Yezit olupta azıtma Sakallarını kazıtma Özgürlüğe dil uzatma Sezersem fena olacak
Dokunma benim dinime Uzak ol gelme yanıma Topunuzu şu önüme Dizersem fena olacak
Hadi git yap traşını Üzme eşin kardaşını Örümcek dolu başını Ezersem fena olacak
Sil artık kokmuş terini Esir etmişsin karını Yağla dolmuş pis derini Yüzersem fena olacak
Çarsafa sardın kızını İstemem yalan vaazini Salyalar akan ağzını Büzersem fena olacak
Şafak Altun azarımı Bozma halkın huzurunu Kara yerde mezarını Kazarsam fena olacak KAÇ KEZ
Şu gördüğün evren bir mucizedir Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı Ne bir hediyedir ne bir cezadır Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı
Sonsuzluk da zaman var olduğunda Galaksiler kayıp sır olduğunda Dört madde birleşip bir olduğunda Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı
Ateş duman oldu dumansa bulut Hava ilet oldu topraksa yalıt Bulut yağmur oldu yağmursa gölet Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı
Deryalar denizler su ile doldu Canlılar çoğaldı cümbüşe daldı Beklenmedik anda kıyamet geldi Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı
Daha bu evrende önce ne vardı Aklın çözmediği gerçekler sırdı En son bildiğimiz dinazorlardı Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı
Fidanlar yeşerdi çiçekler açtı Kimisi gelirken kimisi göçtü Herşeyi kavramak oldukça güçtü Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı
İnsan aklı usul usul düşündü Sürekli çalışdı deşti deşindi İlkellikten günümüze taşındı Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı
Ey insanlar ne olacak haliniz İnsan olup kendinize geliniz Bundan böyle bu gerçeği biliniz Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı
Şafak Altun gerçekleri gel anlat Bir ışık ol şu çevreni aydınlat Cennetdir bu evren en güzel cennet Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı
NELER ÇEKTİM
Enel-Hak Ben-İdim diye Neler çektim neler çektim Kabem insan dedim diye Neler çektim neler çektim
Canimda ki cansın diye Sana insan densin diye Acıların dinsin diye Neler çektim neler çektim
Cemde canlar kırkı dedim Kuranımız türkü dedim İnancımda farkı dedim Neler çektim neler çektim Ben Alevi kızılbaşım Hakka ulaşmaktır düşüm Bu yüzden ezerler başım Neler çektim neler çektim
Baba İshak kulum dedim Abdal Musa kolum dedim Hacı Bektaş ulum dedim Neler çektim neler çektim
Dağ başında dona kaldım Fırtınalı güne kaldım Ateşlerde yana kaldım Neler çektim neler çektim
Karanlıklar biter dedim Boyun eğmek beter dedim Soygunlara yeter dedim Neler çektim neler çektim
Sultanlar ferman verdiler Kadılar kalem kırdılar Yurttan yurtlara sürdüler Neler çektim neler çektim
Ne küstüm nede darıldım Aşkına kandım sarıldım Öldüm öldüm de dirildim Neler çektim neler çektim Gün uzadı asır oldu Hakikatlar esir oldu Seni sevmek kusur oldu Neler çektim neler çektim
Gah oldu kalkıp dirildim Gah oldu yere serildim Gahı çarmıha gerildim Neler çektim neler çektim
Düşmanlarım dost göründü Aklım çarşafla büründü Hakka ulaşmak sorundu Neler çektim neler çektim
Emek emek üretildim Akıl akıl diritildim İsyanlarla yaratıldım Neler çektim neler çektim
Şafak Altun güne geldim Aşkın ile yana geldim Bin yıl geçti yine geldim Neler çektim neler çektim
OZAN
Adın ozana çıkarsa Ozan halkın mert tarafı Zalimlere karşı çıkmış Mazlumların sert tarafı
Ozan bey atına binmez Ozan olan yoldan dönmez Ozanın ışığı sönmez Aydınlatır dört tarafı
Ozan aklın çalıştırır Okur kendin geliştirir Ozan daim eleştirir Toplumda namert tarafı
Ozanın yönü bellidir Ozan halkın taa kendidir Onun dili ve telidir İnsan olmak alt tarafı
Ozanlar korkmaz ölümden O nefret eder zulümden Korkusu yoktur zalimden Bu misyonun şart tarafı
İnsanlığa hizmet etmek Hakikat yolunu gütmek Gönüllere girip yatmak Buda işin virt tarafı
Şafak Altun ahvalimiz Bilenler bilir halimiz Daim iniler telimiz Hacı Bektaş yurt tarafı
SENİN OLSUN
Gönlüm divanedir ömrüm derthane Çekersen bu derdi al senin olsun Aşığın sevdası derler bahane Bana figan yeter gül senin olsun
Lokman hekim ilaç bulmaz yaraya Yaradanım bizi kimler koruya Ne paraya doyar nede saraya Bana bir çul yeter mal senin olsun
Kurt ile kuzuyu güttün yayladın Kafan attı cümlemizi payladın Bire felek halkı köle eyledin Bana insan gerek kul senin olsun
Ne bir ocak oldum nede kapıyım Atılmış satılmış dertler küpüyüm Dokunmayın sakın biber gibiyim Bana acı gerek bal senin olsun
Şu patronlar nice ocak yıkıyor Emekçiler ne çileler çekiyor Yoksulların derdi beni yakıyor Bana ateş gerek kül senin olsun
Şafak Altun sazım bana dost oldu İnledikçe teli gönlüm mest oldu Devir döndü astlar bize üst oldu Bana dost gerekir el senin olsun
CENNET CEHENNEM
Şeytana uydumda sofuya vardım Cennet cehennemle korkuttu beni Uykumda o gece bir rüya gördüm Yetmişiki huri ürküttü beni
Cebrail çağırdı sorular sordu Hiç hakkım olmadan huriler verdi Böyle basit aşklar çekilmiyordu Güzellerde bir bir terketti beni
Elime suçumu yazı verdiler Sonra cehenneme vize verdiler Kızıp köpürerek ceza verdiler Yedi kat derine sarkıttı beni
Ak ile karaya boyandığımda Zebani boynuma dayandığında Bağıra çağıra uyandığımda Koynumda cananım farketti beni
GAYRI
Ezberi bozmanın zamanı geldi Haydi dostum şu dilini aç gayrı Satıldı Memleket neyimiz kaldı Bundan böyle susmak bize suç gayrı
Bağırta çağırta emeği soyan Kanımızı emen gözümüz oyan Ürettiğin ürünlere el koyan Hainlerin kellesini biç gayrı
Din adına hürafalar uyduran Ampülle-Fenerle halkı soyduran Ey bayanlar size türban giydiren Yobazların suratına s.ç gayrı
Bırak ikiliği birliğe özen Birlikler kurarak dirliğe özen Kahrolsun yıkılsın bu bozuk düzen Kaderini ellerinle seç gayrı
Önce-İnsan diyen bir dünya için Sevgi-Barış diyen bir dünya için Çağdaş ve Medeni bir dünya için Bu çürük düzenden kurtul kaç gayrı
Şafak Altun bilincini aklarken İsyan eden yüreğini yoklarken Şu yoksullar bizi acil beklerken Bahane uydurmak şimdi güç gayrı
MANSUR
Hallac Mansur gülüyordu Derisin yüzenlere Hakdan aflar diliyordu Fetvayı yazanlara
Gah gücenip inciyordu Yüreği sancıyordu İçin için acıyordu Kendine kızanlara
İnsan kutsal biliyordu Özünü buluyordu Akıl fikir diliyordu Kudurup azanlara
Kolaydır bir gönül kırmak Zordur onu onarmak Hak yoluna dara durmak Mirasdır insanlara
Abit hamdır hava gibi Zahitlik sevda gibi Ariflik bir derya gibi Muhiblik ozanlara
HIZIRIN CEMİ
Hızırın cemine girdim Orda güzel canlar gördüm Eli yüzü kalbi temiz Sevecen insanlar gördüm
Orda tanıdım ben piri Suyun içtim duru duru Hüseyin aşkına nuru Çırayı yakanlar gördüm
Bacı kardeş bir olmuşlar En doğru yolu bulmuşlar Insanı kabe kılmışlar Semah da dönenler gördüm
Akıl ermez hakkın işi Dara durur orda kişi Hem alevi hem bektaşi Din içinde dinler gördüm
Duaları saz söz olmuş Benlik orda tek biz olmuş Üçler beşler yüz yüz olmuş Nice kırklar binler gördüm
Şafak Altun oldum zakir Dedem gülbengini okur Cümlemize akıl fikir Gün içinde günler gördüm
KALEM
Kara kalem kara kalem Yarem binbir pare kalem Sen deşersin bu yareyi Bilmem kimler sara kalem
Erenlerdir sultanımız Onlarda bizim canımız Canlar yoluna kanımız Aktı dere dere kalem
Biz incinir incitmeyiz Eziliriz kin gütmeyiz Yolumuzu terk etmeyiz Çekselerde dara kalem
Ol nice sultanlar gördük Şeyhüllere semer vurduk Yoksullara kanat gerdik Umuduz fakire kalem
Benim halkım engin olur Fakir gönlü zengin olur Bu kaçıncı yangın olur Yarem sıra sıra kalem
Kafir bize küfür basar Seni asar beni keser İnsandan kalmadı eser Bu derde bir çare kalem
Bin yıldır zulüm görürüz Bu yüzden acır canımız Sorulmadı hesabımız Söyle kimler sora kalem
Şafak Altun der derdini Döker içinden kurdunu İnsanların namerdini Vurak yerden yere kalem
ÖZÜ GÜZEL SÖZÜ GÜZEL İNSANLAR
Benim geçmişimin gurur kaynağı Özü güzel sözü güzel insanlar Mazlumların ol umut dayanağı Özü güzel sözü güzel insanlar
Babalar Aptallar Pirler Erenler Fakir fukaraya kanat gerenler Hakkın görmediği hakkı görenler Özü güzel sözü güzel insanlar
Baba İshak sultanları sorgular Abdal Musa zalimleri yargılar Hacı Bektaş dinimizi din kılar Özü güzel sözü güzel insanlar
Kimi Hallac oldu dara çekildi Yüzbinleri ekin gibi ekildi Filizlendi fidan gibi dikildi Özü güzel sözü güzel insanlar
Ol acı hayatı bal eylediler Uzatıp ömrümüz bol eylediler Bizim yolumuzu yol eylediler Özü güzel sözü güzel insanlar
Köroglu da atın sürer dağlara Dadaloğlu aman vermez ağalara Sonsuz miras bıraktılar sağlara Özü güzel sözü güzel insanlar
Pir Sultan Abdalla türkü oldular Torlak Kemal Bedreddini buldular Nazım olup günümüze geldiler Özü güzel sözü güzel insanlar
Dalıp deryasına kanamadığım Kimin görüp kimin tanımadığım Daha nice adın anamadığım Özü güzel sözü güzel insanlar
Şafak Altun bende sizle bir olam Mazlumlara umut olam gür olam Girem aranıza güman sır olam Özü güzel sözü güzel insanlar
YOLDAŞ OLALIM
Sevgi dostluk konuşan Dile yoldaş olalım Hem düşünen danışan Kula yoldaş olalım
Işık olup saçılan Bir su gibi içilen Binbir çeşit açılan Güle yoldaş olalım
İnsan soyundan gelen Her canı bir can bilen İnsanı insan kılan Yola yoldaş olalım
Düşmüş isek kaldıran Ağlar isek güldüren Türkümüzü çaldıran Tele yoldaş olalım
Cehalet kala hamda Keramet gele cemde Din kimde iman kimde Bula yoldaş olalım
Şafak Altun hey canlar Ütopyayım kim anlar Hep kardeştir insanlar Bile yoldaş olalım
2 TEMMUZ1993
Yine iki Temmuz günü geliyor Sızlar yüreğimin içi sızlar dost Madımak da suçsuz yere yananlar Gönlüm hasret ile sizi özler dost
Pirim Pir Sultanı hiçe saydılar İftiralar edip yalan yaydılar Kafir olup canımıza kıydılar Sardı hanemizi ateş közler dost
İki temmuz matem cemi oladır Aleviler bunu böyle biledir Tarih de bu kaçıncı kerbeladır Yana yana diriliriz bizler dost
Biz alevi doğduk ali oluruz Dört kapıyı kırk makamı biliriz Türkü türkü madımağa geliriz Dosta selam söyler teli sazlar dost
Şafak Altun kuldan korkumuz yoktur Anlımız açıktır yüzümüz aktır Karanlığın sonu derler ışıktır Aleviler bu ışığı izler dost
BELLİ DEĞİL
Şu devri alemi seyrana çıktım Ova belli değil dağ belli değil Suları kurumuş ırmağa baktım Bahçe belli değil bağ belli değil
Dünyalara girdim kimisi kaçık İnsanlara baktım hayali küçük Kimisi kapanmış kimisi açık Zaman belli değil çağ belli değil
Bozuldu meyvenin sebzenin tadı Aromadan artık eser kalmadı Çorba yaptım kıvamına gelmedi Yemek belli değil yağ belli değil
İnsanlar bölünmüş hep kısım kısım Yüzlerden kaybolmuş tatlı tebessüm Nerde kaldı benim atlas libasım Oya belli değil tığ belli değil
Hürafa bilime günah taşıyor Hakkikat oturmuş buna şaşıyor Muska reçeteye rakip koşuyor Tuzak belli değil ağ belli değil
Türban reklamında cumhurun eşi Hacı hoca dolmuş devletin başı Yurttaş unutulmuş kul olmuş kişi Gerçek belli değil büğ belli değil
Şafak Altun halkın yanına vardım Birkaç cümle ile halini sordum Yaşarmı yaşamaz kulları gördüm Ölü belli değil sağ belli değil
GEREK
Anadolum senden bir dileğim var Bozmadan birliği uzlaşmak gerek Kimlikleri inkar eden zorbayı Çağırıp meydana kozlaşmak gerek
Bizim tarihimiz çok derindedir Onlarca kültürün üzerindedir İnsanlara saygı çok yerindedir Hoşgörü adına sözleşmek gerek
Birileri kendin herşey sanıyor Bu yüzdende yarelermiz kanıyor Adem olan adem kimdir tanıyor Mahluklardan ayrı özleşmek gerek
Taksimde vurulan nice canların Sivasda yakılan tüm insanların Nice tahriklerin katliamların Hasabını sorup yüzleşmek gerek
Şafak Altun dileğmiz dilerek Kardeş kardeş yarınlara gelerek Davul zurna halayımız çalarak Türkü türkü olup sazlaşmak gerek
HOR GÖRÜRLER
Bana kendi kimliğimi Hor görürler hor görürler Benim olan benliğimi Hor görürler hor görürler
İnsanların hakkı vardır Hakkın alanlar insandır Bu hak herkesede vardır Niçin bana hor görürler
Gerçekleri görmeyenler Neden niçin sormayanlar İlme önem vermeyenler Bu alemi dar görürler
Başına takar takkeyi Dolaşır cami tekkeyi Bellemişler bir Mekkeyi Orada bir sır görürler
Bu dünyada ölüm olur Ölüm olur zulüm olur Kimi kullar zalim olur Hayır etsen şer görürler
Sevip sevilmek istesek Sayıp sayılmak istesek Oynayıp gülmek istesek Bunu bize ar görürler
Malı mülkü omuzlanır Yeyip içip semizlenir Abdest alır temizlenir Dindarlığı kar görürler
Nice iller nice eller Nice yollar nice beller Şeriata tapan kullar Hakikatı zor görürler
Aşşağıda biraz kısaltarak sunduğum Kızıldere Destanı benim ilk albümümde (1980) yer almışdı. O günlerde devrimci yüreğimiz Özgürlük, Bağımsızlık ve Sosyalizm adına çarpardı. İnsanların özgürlüğü, ülkemizin bağımsızlığı ve emeğin iktidarı asıl isteğimizdi.
KIZILDERE DESTANI
I.Şafağın hıncında üç mitralyöz birden taradı grev çadırını TEK YOL DEVRİM diye haykırdı grevci işçiler Ve karanlığın anlına üçel kurşun sıktılar Sonra üç kızıl gonca Üç nar gibi açıldı Üç bin ve üçyüz bine gebe Emperyalizme karşı Faşizme karşı Gericiliğin karanlığına ve Oligarşinin hıncına karşı Üç tutam derildi Üç şavkı birden parladı namlunun ucundan Kurtuluşun öncüleri safları sıklaştırdı birer birer
II.Karanfil değil ama bu kez Kalbinde büyüyen partizanın hıncı Yiv ve setin burmalı güllesi Yüz batman gücüyle alnında düşmanın Ekmek kavgasında ve iktidar savaşında Ve devrimin sancılı günlerinde Otuz iki başlı dev ve herbiri orduya bedel Ama dost elinde bir tutam menevşe Ve sanki meyvalı bir zeytin dalı Güvercinin ağzında
III.Mayısın otuzu geldiJandarma sipere daldı71 birde Adıyaman Sinangile tuzak oldu 71 yılıTan ağarıyor Yani akkor zamanı Yakında ışık görünecek Haziran bir olduYani gülistan Paşalar telaşlı Yani feryat figan Omuzdan asılı Amerikan silahı Telsiz şifre kuşatma ve ordu teyakkuz Ve siperlerde tank top Ve keskin nişancılar Oligarşi soluksuz bekliyor Tiril tiril korkudan
IV.Özgürlüğün çiçekleri Kurtuluşu kucakladı Cevahir ve Mahir Maharetli elleriyle Ve kızıl kanlarıyla kızıl bayrağı Çaktılar toprağına Türkiyenin İstanbulunda Hani Kartalın Maltepesinde Hani bunca insanın önündeYani kudurmuş gene........Yani en seçkin kurmaylarınTank ve zırhlı kuşatmanın Arasından haykırdılarYA ÖZGÜR VATAN, YA ÖLÜM diye
Cevahir öldüVatan özgür olmadı daha Ama olacak Gördü sevecen bakışlarıyla İstanbulun tüm yoksulları o anı Tanıktılar olaya Faşistlerin ağaran gözleri önünde Nasıl kucakladılar gülerek ölümü Vede savaş naralarıyla Savaş naraları kulaktan kulağa yayıldı
V. Varsın Oligarşi cossun köpürsün Cengine cenk ile karşı dururuz Seçkin orduların sefer eylesin Cengine cenk ile karşı dururuz Toplansa faşolar divan kursalar Devlet-i alaya pilan sunsalar Serimize yüzbin ödül koysalar Cengine cenk ile karşı dururuz Kırmak için işkenceyi zulümü Rehber edip parti ile bilimi Sevda gibi kucaklayıp ölümü Cengine cenk ile karşı dururuz
VI.Özellikle unutma bu günleri 30 Mayıs Adıyaman Nurhak Sinan 1 Haziran İstanbulda Kartal Maltepe ve Cevahir 71 in yirmi yıla bedel günleri 19 Şubat 72 Kış yaman geçti bukez Arnavutköy Kızılelma derken
VII. Şafak ıradı kaldı Petek yarıda kaldı Ulaş vurulup düştü Balı arıda kaldı Arnavutköy yollarında Çifte martin kollarında Kurtuluşa yürüyoruz Kızıl kanın sellerinde Acıyı bal eyledik Tuz koymadık bala biz Zapetmeye balımızı Petek ördük bala biz Tektek çokçok ve topluca Öldük katre bal uğruna Zor ve zulmün direncinde Lezzet verdik bala biz
VIII.Mart dokuzu değil Mart otuzuTakvimi değiştirdikYeniden yazıyoruz önemli günleri Bir kalbur yaz gireli ne olmuş Şunun şurasında Kocakarı suğuklarıda bitti Dışarıda can üşümez geceleri Balım yayla çiçeği uç verdi karın altından Çiğdemler erken açtı Hıdırelleze daha çok Nevruzu geçtik Otuz Mart düştük Alacak hanesine Yıl 72 müsademe bitti Savaş sürecek
On yiğit on demir kol gibi kavradı Oligarşinin yüreğini Canevinden çekip alacak Kara ve hava orduları Ve hükümet erkanı Ve bilimum istihbarat ve imha timleriyle bir olup Oligarşinin esenliği için Ve bekası için sömürü düzeninin Ve devletin bizzat yürütülür operasyonu Ve teslim yok Son kurşuna ve son cana kadar Çarpıştı on yiğit ve vuruşarak öldüler
Ölenler Kurtuluşa kadar savaş naralarıVe mitralyoz sesleriyle Ve kurşun alazıyla Vede TEK YOL DEVRİM şiarıyla Diktiler kurtuluş bayrağınıFaşizmin ve Oligarşinin burçlarına
IX. Şafak nerde kaldı Kurşun yarada kaldı Yetiş imda da Mahir Doğan arada kaldı Dağların arasını Kurşunun yarasını Aygüne yankılamış Ertanın narasını Çete düzde ne gezer Silah bezde ne gezer Nişan alıp vursana Ajan izde ne gezer
X.Yurdumun dört bir bucağında Çiçekler açtı Emperyalizme ve Oligarşiye karşı Kanayan yarayı ballanıp örecek Ve savaş sürecek Kin büyüyecek Mahir Çayan Cihan Alptekin Ömer Ayna ve Saffet Alp Ertan Saruhan Ahmet Atasoy Nihat Yılmaz ve Hüdai Arıkan Kazım Özüdoğru ve Selahattin Kurt Ve diğerleri Kızılderede ekilen tohumAnadolu ve Kürdistan topraklarını Bürüyüp olgunlaşarak Kehribar gibi kızarıp Hasat olacak Ve yaşayan bunu görecek....
|