Bir hiçim ben bir hiçim
Şu alemde bir hiçim
Alem benim içimde
Ben alemde bir hiçim

Şafak Altun’a ait  türküler kitabı ‘BU KERVAN’ bütün kitabçılardan isteyebilirsiniz!

GÜZEL OLUYOR

Bir sevgilim vardır benim
Gördükçe güzel oluyor
Saçlarını taradıkça
Ördükçe güzel oluyor

Aslıda hayalde düşte
Bir huri melek görüşte
Şu aklıma her gelişde
Girdikçe güzel oluyor

Halay halay ellerine
Tatlı şirin dillerine
Bağlamamın tellerine
Vurdukca güzel oluyor
1974

ÇOBAN DERESİ

Hani bizim yaylamızın yolunu
Çevirmişdi bahçe bağlar dağlar oy
Orda gördüm ol ceylanın birini
Gönül oda düştü neyler dağlar oy

Çoban deresinden indimde geçtim
Gül yüzün görünce kendimden geçtim
Olmadık başıma ben dertler açtım
Durmaz gözüm yaşı ağlar dağlar oy

Alıp başım gidem çamlı bellere
Bir aptal misali gurbet ellere
İlk bahar gelince bizim illere
Akar sular çaylar çağlar dağlar oy

GÜLNAZ

Seher vakti yel oldum
Pınar oldum sel oldum
Sevda sevda kavruldum
Yandım yandım kül oldum

“Hey hey Gülnaz Gülnaz
Gül devşirir Gülnaz
Çarkın devrilsin devran
Ağlayan çok gülen az”

Seher seni neylerim
Derdim vardır söylerim
Gülnaz gelin oluyor
Ben oturmuş ağlarım

“Hey hey Gülnaz Gülnaz
Gül devşirir Gülnaz
Çarkın devrilsin devran
Ağlayan çok gülen az”

DEDİM

Efil efil seher yeli eserken
Aşkın diyarına bakayım dedim
Güzeller güzeli zülfün tararken
Gönlümü sevdaya  yakayım dedim

Ol güzeller şahı ile görüştüm
Duman oldum yere göğe eriştim
Katre oldum akan suya karıştım
Aşkın deryasında akayım dedim

Bülbül dünerimiş gülün dalına
Nameler dizermiş tatlı diline
Sevdanın sırrına aşkın yoluna
Sevgi tohumunu ekeyim dedim

 
YIKIMCILAR

Çoluk çocuk dışarıda
Yıkımcılar yıkımcılar
Kiralar çok aşırıda
Yıkımcılar yıkımcılar

Maaşımız ikibinlik
Ev kirası olmuş binlik
Bin lirayla otuz günlük
Yaşanırmı yıkımcılar

Tarlamız yokki biçelim
Çorbamız yokki içelim
Söyle nereye gidelim
Yıkımcılar yıkımcılar

Dalokaya haber verin
İster asın ister vurun
Direnmek nasılmış görün
Yıkımcılar yıkımcılar
1976

SIKMA CANINI

Sen bakıp damlaya sıkma canını
Daha bulutlardan yağmur yağacak
Irmak irmak akıtılan göz yaşı
Birgün zalimleri gafil boğacak

Gök yüzünde bugün kara bulutlar
Gürlesede yarın kayıp olacak
Firtına dediğin gelirde geçer
Yarın şehirlerde gün parlayacak

Yeter ki umuda leke kondurma
Daha nice güzel günler gelecek
Bizler görmesekde güzel günleri
Çocuklarmız mutlu günler görecek.
1980

SELAM OLSUN

Kayumlardan kıyımlardan gelmişim
Taksim taksim meydanlarda gör beni
Yiğitlenmiş halktan yana olmuşum
Hak savunmak suçsa çekip vur beni

Gün doğanda şafak olup sökmüşüm
Geceleri yıldız yıldız akmışım
Karanlığa pankart açıp çıkmışım
Ne evir ne çevir ne de dür beni

Bu kainler bu ainler içinde
Bu çakallar bu hainler içinde
Tomurcuğum kızıl güller içinde
Fırtına gününde kopar kır beni

Selam olsun bizi böyle bilene
İnsanı insana eşit kılana
Barış insanlığa insan olana
Güvercinim al koynuna sar beni

DÜNYA BENIM DIYENLER

                   Söz: Ahmed Yesevi
Dünya benim diyenler
Cihan malın alanlar
Tilki gibi gizlenip
Haram mala dalmışlar

Molla müftü olanlar
Yalan fetva verenler
Akı kara kılanlar
Cehenneme gitmişler

Kadı imam olanlar
Haksız dava kılanlar
Eşşeklere benzeyip
Yük altında kalmışlar

Rüsvet alan alimler
Yetim hakkı yiyenler
Parmagını disleyip
Korka korka kacmışlar

Tatlı tatlı yiyenler
Türlü türlü giyenler
Altın tahta çıkanlar
Yer altında kalmışlar
Müzik: Şafak Altun

 
DOMUZLAR BAYRAM EDER

Bu sene bu diyarda
Domuzlar bayram eder
Şehirlerde kırlarda
Domuzlar bayram eder

Domuzların bayramı
İçerler insan kanı
Vururlar insanları
Domuzlar bayram eder

İnsanlar aç ve susuz
Hem işsiz hemde evsiz
Meydan suskun ve sessiz
Domuzlar bayram eder

Bir gün bu domuzların
Hepside yok olacak
Yurdumda insanların
Düzeni kurulacak
(1980)


İNSANIZ İNSAN

Uzaklardan geldik
Çok uzaklardan
Biz insanız insan
İnsanız insan
Aklımız fikrimiz
Beynimiz vardır
Düşünen varlığız
İnsanız insan

Umut umut açar
Gülümüz vardır
Kalpten kalbe gider
Yolumuz vardır
Hayvan değiliz ki
Dilimiz vardır
Konuşan varlığız
İnsanız insan

Şafaklarım vardır
Gün gibi sıcak
Yarınlarım vardır
Dün gibi sıcak
Kavgam yüreğimde
Kan gibi sıcak
Yenilmez varlığız ,
Insaniz insan.

EGENİN DALGALARI

Eğenin dalgaları
Çarpar kıyılarımıza
Akdeniz çocukları
Hasretik biz barışa

Olimpostan Efese
Bir destan yazacağız
İlan olsun herkese
Buzları çözeceğiz

Dalgalar gemimizi
Enginlere taşıyor
Halkların kardeşliği
Yüreklerde yaşıyor

Olimpostan Efese
Bir destan yazacağız
İlan olsun herkese
Buzları çözeceğiz

Bitsin bu düşmanlıklar
Çıkarcılar kahrolsun
Akdenizde Egede
İnsanlar huzur bulsun

Olimpostan Efese
Bir destan yazacağız
İlan olsun herkese
Buzları çözeceğiz

NE MUTLU Kİ İNSANIZ BİZ

Emek bizi insan etti
Ne mutlu ki insanız biz
Akıl akılı üretti
Ne mutlu ki insanız biz

Düşünürüz danışırız
Dilimiz var konuşuruz
Devrim devrim dönüşürüz
Ne mutlu ki insanız biz

Çeşit çeşit huyumuz var
Tarih olmuş soyumuz var
Yetmiş iki boyumuz var
Ne mutlu ki insanız biz

Yaşam dolu sağlarız biz
Yüce ulu dağlarız biz
Türkü türkü çağlarız biz
Ne mutlu ki insanız biz

Uzun ince yollar bizim
Binbir çeşit güller bizim
Hoşgörülü kullar bizim
Ne mutlu ki insanız biz

Afrikalı siyah tenlim
Japon gözlüm kızıl çinlim
Sarı saçlım kara benlim
Ne mutlu ki insanız biz

Kimi bilim dolmuş çağlar
Kimi aşık olmuş ağlar
Şafak Altun böyle söyler
Ne mutlu ki insanız biz

SENİ GİDİ SAĞIR SULTAN

Seni gidi sagır sultan
Aldatıp hep durdun beni
Muhanete muhtac ettin
Yurttan yurda sürdün beni

Doğru yol nedir bilmedin
Vurdun canımı almadın
Yezitten geri kalmadın
Dallarımdan kırdın beni

Hacı Bektaş Veli oldum
Şeyh Bedreddin kulu oldum
Pir Sultanın teli oldum
Çarmıhlara gerdin beni

Diyanetin adaletin
Yetti senin rezaletin
Kıymeti var kurdun itin
Hoyrat gibi gördün beni

Canım dirir diri yaktın
Yuvamı başıma yıktın
Köyüme minare diktin
Can evimden vurdun beni

Allah senin millet senin
Büyü şeytan illet senin
Yastık yorgan kıllet senin
Yılan olup sardın beni

HAMBURG TÜRKÜSÜ

Ay doğmuş penceremin
Perdesinin ardından
Çekeriz hasretliği
Kurtulmanın derdinden

Ay doğmuş parıl parıl
Hamburgu aydınlatır
Şu memleket hasreti
Kulağımı çınlatır

Çekeriz hasretliği
Çekmemek Elde değil
Akmışız bir sel gibi
Gurbete çağıl çağıl

Gurbet kurtuluş olmaz
Elin kahrı çekilmez
Ne zaman döneceğiz
Bunu hiç kimse bilmez.

KATAR GÖÇ KERVANLARI

Katar göç kervanları
Param parça canları
Yurdumun insanları
Hazin yürek
Gittiler

Eğik eğik başları
Kurtuluşdu düşleri
Ardı sıra eşleri
Baktılar

Yarındı parıl parıl
Mark idi pırıl pırıl
Emekti harıl harıl
Çok ucuza
Sattılar

Gün geçti zaman oldu
Umutlar güman oldu
Ömürdü harman oldu
Bittiler

GURGET VATAN OLALI

Aşk ölür uykularda
Çılgın rüzgarlar gibi
Kıvranır acılarda
Engin dalgalar gibi
Umutlar kayıp olur
Yitik hayaller gibi
Kaybolur deryalarda
Batık gemiler gibi

Ah kardeş
Buralar çok kalleş

Buranın adı başka
Adsız ülkeler gibi
Yaşamın tadı başka
Acıda ballar gibi
Acıda bal gül verdi
Gurbet bizim olalı
Yeni bir aşk dal verdi
Geçmişler unutalı

Ah kardeş
Buralar çok kalleş

YENİ BİR GÜNEŞ

Yeni bir güneş
Doğar yurdumda
Yeşerir umutlar tüm insanlarda
Hain karanlığın son bulduğunda
Dolaşır özgürlük
Bu sokaklarda

Gök yüzü karanlık
Umutlar sönük
Zalimler iktidar
Suçsuzlar sanık
Bir ses yükseliyor
Yüce insanlık
Zalimler def olup
Çekip gidecek

Olmaz olmaz deme
Bir gün olacak
Güneş karanlığı söküp atacak
Özlediğin günler
Güneşli günler
Bir sabah şafakla söküp gelecek !

DUMANLI DAĞLAR

Başım duman duman aman
Yücelerim karlı boran
Olurmu hiç bana soran
Benim halimi halimi
Felek senin döner çarkın
Yıkılsın o evin barkın
Bırakın rahat bırakın
Esen yelimi yelimi

Ne derdime bir derman ver
Nede benim yaremi sar
Gelen kırar giden kırar
Benim dalımı dalımı
Yar eyliyor hep bana naz
Bunca sitemler bana az
Gözbebeğim de durdurmaz
Akan selimi selimi

Yücelerim sıra sıra
Eteğim çimenli dere
Koparıp atarlar yere
Gonca gülümü gülümü
Adımı dağ takanımı
İsyan edip çıkanımı
Hor görmeyin tikenimi
Kara çalımı çalımı

Haramilerin zorbası
Eşkiyaların darbesi
Ceylanların vurulması
Büker belimi belimi
Anla beni dumanlı dağ
Anla beni anlasana
Reva görüyorlar sana
Bunca zulümü zulümü

BİR UMUT VER

Yine gönlüm efkarlandı
Dağlar bana bir umut ver
Bıçak kemiğe dayandı
Dağlar bana bir umut ver

Meri kekliğim ceylanım
Çiçeğim bostanım bağım
Bağlandı elim ayağım
Dağlar bana bir umut ver

Ormanım tek tek yakıldı
Evim başıma yıkıldı
Artık umutlar yok oldu
Dağlar bana bir umut ver

Dağlar sizin karınız var
Mertliğiniz arınız var
Efeniz gerillanız var
Dağlar bana bir umut ver

NE ÇIKARDI

Üç günlük dünyada leylim
Mutlu olsak ne çıkardı
Cehennem gibi yaşamı
Cennet kılsak ne çıkardı

Kahbe felek olmuş zalim
Perişan eylemiş halim
Ağladık durduk hep gülüm
Bizde gülsek ne çıkardı

Zeytin gözleri güzeli
Pamuktan yumuşak eli
Ayvayı inciri balı
Bizde alsak ne çıkardı

Keseye koysak karını
Düşünseydik o yarını
Hain düzenin sırını
Biraz bilsek ne çıkardı

El alem kendi işinde
Sırf nevsinin peşinde
Zengin olmanın düşünde
Bizde yelsek ne çıkardı

Hakkımız da çıkar ferman
Ömrümüz oldu bir harman
Derdimize biraz derman
Bizde bulsak ne çıkardı

AHMET KAYA

Gün daha o gün değil
An daha o an değil
Böyle nere gidiyorsun sen
Emekçiler toplandılar
Kızılayda Tandoğanda
Al eline bağlamanı
Ölüme postanı atta gel

Söz vermiştin öz dilinde
Türküler çağıracaktık
Böyle nere gidiyorsun sen
Şahmeranın mağrasını
Bozmaya dayanan yürek
Sürgünlüğe yenilemez
Ölüme postanı atta gel

Yılmaz Güneyin yanına
Ruhi Su nun diyarına
Böyle nere gidiyorsun sen
Nazıma çok hasret kaldın
Gökçeyi munzur da buldun
Nice doğdun nice öldün
Ölüme postanı atta gel

ÖZLEDİM SENİ ÖZLEDİM

Çiğdem çiçek çocukluğum
Toz pempe ufacıklıgım
Geri gelmez küçüklüğüm yar
Aryıp bulamadığım
Bulup da bilemediğim
Şimdi hasretin çekerim yar

Bahar dalları yeşilim
Yasemin çiçek kokulum
Uğruna sürgün olduğum
Özledim seni özledim yar

Seyrine hasret kaldığım
Hasretiyle hep yandıgım
Canımdan içebildigim yar
Sen benim sürgünlüğümsün
Her şafak doğan günümsün
Umudum özgürlüğümsün yar

Bahar dalları yeşilim
Yasemin çiçek kokulum
Uğruna sürgün olduğum
Özledim seni özledim yar

Kardelenlerin dağısın
Meri kekliğin bağısın
Sen gözümün ilk ağısın yar
Bir ömür yolun beklerim
Sevdani kalbde saklarım
Senin için emeklerim yar

Bahar dalları yeşilim
Yasemin çiçek kokulum
Uğruna sürgün olduğum
Özledim seni özledim ya

GURBETİ BİZ VATAN ETTİK

Göç eyledik katar katar
Irakları yakın ettik
Geçim derdi açlık beter
Yurttan yurda akın ettik

Kimi atlı kimi yaya
Veda eyledik çokşeye
Gurbet gurbet diye diye
Gurbeti biz vatan ettik

Demedik ki dünya hali
Giden bulur doğru yolu
Bozkırda ki gonca gülü
Şehirde bir diken ettik

Karşı koymadık nefise
Kulak vermedik o sese
Bülbülük girdik kafese
Ömür boyu sitem ettik

Ağaçtır ama dalı var
Arıdır ama balı var
Her nesnenin bir hali var
Başaktan biz ekin ettik

Bakma kulun ayıbına
Gücenmeyin ona buna
Emek öğrettik maymuna
Maymunu biz insan ettik.

GÜZELLEME 1

Yeşil yaprak arasında
Gonca güllere benzersin
Filizlenir yeşerirsin
Selvi dallara benzersin

Sen ahular güzelisin
Güzellerin güzelisin
Şeker şerbet mezemisin
Tatlı ballara benzersin

Güneş doğar açılırsın
Çiğdem çiçek saçılırsın
Bir büyür bir küçülürsün
Türlü hallere benzersin

Gülüşünle şakışınla
Gül bahçesi kokuşunla
Asi kızgın bakışınla
Yaban ellere benzersin

GÜZELLEME 2

Salkım saçak saçlarını sallama
Yüreğimde esen yelimsin benim
Savrulupda buğday tenin külleme
Tozdan sakındığım gülümsün benim

Günler tutsak yalınızlık halinde
Yüreğim konuşur kendi dilinde
Alamanya denen gurbet elinde
Toprağım vatanım ilimsin benim

Gözlerin çağrışan bir şarkı gibi
Suskun bakışlarda bir ürkü gibi
Çığlıklar içinde bir türkü gibi
Sevdamı dindiren telimsin benim

Ay göklerde aydan hilaldır kaşın
Meri kekliklere benzer bakışın
Kimedir sevdiğim surat yıkışın
Şekerim şerbetim balımsın benim

AH COCUKLAR

Bir dünya kuralım çocuklar
Temiz yüreğinizle
Kurtaralım dünyamızı
Pamuk ellerinizle

Bir dünya kuralım çocuklar
İş den emek den yana
Soyguncuyu def edelim
Güvenelim yarına

Bir dünya kuralım çocuklar
Dostluk kardeşlik için
Savaşları yok edelim
Dünya yaşamak için

Ah çocuklar çocuklar
Yarın büyük olacaklar
Mahvedilmiş dünyamızı
Yeniden başdan kuracaklar

DOSTLAR

Can idik can içinde
Ayrıldık dostlar
Dağıldık dört bir yana
Savrulduk dostlar

Turna sürüsü gibi
Buğday tanesi gibi
Bir yaz güneşi gibi
Kavrulduk dostlar

Emeğin sesi idik
Nuhun gemesi idik
Semah semisi idik
Çevrildik dostlar

Feleğin bu çarkında
Olmadık hiç farkında
Yaş gelmeden kırkında
Devrildik dostlar

PARA ETTİ

Odunu kesti işledi
Cüzdanına para etti
Çirkini buldu süsledi
Cüzdanına para etti

Etti etti para etti
Beyazıda kara etti
Doğayı yedi bitirdi
Düzenini harap etti

Yer altını yer yüzünü
Maddenin uçan tozunu
İmanın dinin özünü
Cüzdanına para etti

Kanunu hile eyledi
İnsanı köle eyledi
Emeği talan eyledi
Cüzdanına para etti

Doymadı gavur midesi
Cehennnemlere gidesi
Canlı cansız ölmüş leşi
Cuzdanına para etti

Düzeni araç eyledi
İnsanları aç eyledi
Vergiyi haraç eyledi
Cüzdanına para etti

GERÇEK BUNUN NERESİNDE

Bu dünya bir bilmecedir
Gerçek bunun neresin de
Her tarafı bulmacadır
Gerçek bunun neresin de

Bu alemde türlü hal var
Nice dal var nice kol var
Gidilecek birçok yol var
Gerçek bunun neresin de

Krallar malın neylemiş
İnsanı köle eylemiş
Adalet mülke temelmiş
Gerçek bunun neresin de

Bir yalana inanmışlar
İnanmışlar da kanmışlar
Yalanı gerçek sanmışlar
Gerçek bunun neresin de

Madde mi ruhu yaratmış
Ruh mu maddeyi var etmiş
Filozof akıl üretmiş
Gerçek bunun neresin de

ANLAT DERLER

Bana sorup anlat derler
Anlatacak pek çok şey var
Gerçeği görmeyen körler
Anlatacak pek çokşey var

Lanetin boyu devrilsin
Etrafı telle çevrilsin
Aç perdeyi güneş girsin
Günletecek pek çokşey var

Bu dünyanın salakları
Boş rüyadır dilekleri
Siz tıkayın kulakları
Dinletecek pek çokşey var

Benim zurnam yaman öter
Davulum zurnamdan beter
Sazımın telleri kopar
İnletecek pek çokşey var

Cahil cahil saldırdılar
Açan gülü soldurdular
Güzel aşkı öldürdüler
Canlatacak pek çokşey var

TAŞLAMA

İmam Kayığında ummana dalma
Batarsın ummanın tam ortasında
Hocanın peşinde boşuna yelme
Yitersin ummanın tam ortasında

İmamla kuyuya ineyim deme
Palavra sıkmayı deneyim deme
İmam yalanına kanayım deme
Yutarsın dilini el ortasında

Cin peri ve hurafaya inanma
Hacıya, hocaya, imama kanma
Alçak yerin tepesini dağ sanma
Yitirme aklını akıl çağında

İnsanım diyorsan aklını kullan
Araştır bilimi, ilmi akıllan
İstersen yobaz ol üstüme çullan
Bitersin ışığın aydınlığında

Dini siyasetle bir eyleyenler
İnancı sömürüp kar eyleyenler
İnanan kulları kör eyleyenler
Üterler cahili cami ortasında



İbadet ibadet bu ne bıktım ben
Herşeye bir kural konulamaz ki
Allah allah derler dua ederler
Allah korku ile anılamaz ki

Bu din benim tüylerimi dikiyor
Düşüncemi çarmıhlara çekiyor
Sağa sola  fitne fesat ekiyor
Bu kadar saçmaya kanılamaz ki

Ele bele dile hakim olanlar
İlmin gerçeğini görüp bilenler
Aklını bilime veren insanlar
Softa karşısında yanılamaz ki

Zaman sermayenin dümen hainin
Ne başı var ne de sonu ayinin
Bir gün sonu gelir bunca oyunun
Hakikat yalana yenilemez ki

Birileri geri geri gidiyor
İnsanları davar etmiş güdüyor
Memleketin dallarını bıdıyor
Şeytanla kuyuya inilemez ki

Sormayın halimi başım belada
Özgürlük isteyen düşüm belada
Baharım kayboldu kışım belada
Her söz ulu orta denilemez ki

Şafak Altun toplayalım dostları
Barıştırak birbiriyle küsleri
Yobazların kime imiş kastleri
Köhne şeriata kanılamaz ki

AKILDIR AKIL

Sizin kitabınız incil kuransa
Benim de kitabım akıldır akıl
Sizin görünmedik tanrınız varsa
Benimde allahım akıldır akıl

Ben aklımı senin ile değişmem
Cehaletin tuzagına hiç düşmem
Bildiğim söylerim yolumdan şaşmam
Benimde yoldaşım akıldır akıl

Camiler yaparlar ibadet için
İçine girerler ticaret için
Şeriat koyarlar cehalet için
Benimde kanunum akıldır akıl

Kadını hor gören sen değilmisin
Çarşafa girdiren sen değilmisin
Medrese kafalı ‘dün’ değilmisin
Benimde okulum akıldır akıl

Benim dinim imanımdan ayrılmaz
Kula kulluk inancımda buyrulmaz
İlim yolu kolay kolay eğrilmez
Benimde tek yolum akıldır akıl

OLSUN İSTERİM

On telinde on marifet
Bir sazım olsun isterim
Deli fişek gibi dolu
Bir sözüm olsun isterim

Çeliğe suyunu veren
Varlığın sırrına eren
Gerçeğin özünü gören
Bir gözüm olsun isterim

Özgür olup gelişecek
Kardeşliği bölüşecek
Eşitliğe çalışacak
Bir azim olsun isterim

İnsanlığı kucaklayan
Hak içinde hak saklayan
Varoluşu açıklayan
Bir tezim olsun isterim

Hırkamı taktım koluma
Girdim hakikat yoluna
Yönüm çevirdim bilime
Bir yüzüm olsun isterim

Malı mülkü nidiyorum
Nefsim islah ediyorum
İşte geldim gidiyorum
Bir izim olsun isterim

TAHMİN EDİYORMUSUN

Firavun karşısın da bir Musa olmasaydı
Ne olurdu bu dünya tahmin ediyormusun
Yezidin karşısın da bir Ali olmasaydı
Ne olurdu bu dünya tahmin ediyormusun

Kimi insan hayvandır ah zalim olmasaydı
Ne olurdu bu dünya şu bilim olmasaydı
Yobazın karşısın da bir alim olmasaydı
Ne olurdu bu dünya tahmin ediyormusun

Doğamızın dengesi birden çatlayıverse
Felaketler çoğalıp üstün kaplayıverse
Şu atom bombaları bir bir patlayıverse
Ne olurdu bu dünya tahmin ediyormusun

İnsan oğlu dünyayı korumak zorundasın
Başka cennet arama cennet ortasındasın
Olmasaydı elinde bunca kültür mirasın
Ne olurdu bu dünya tahmin ediyormusun

KADINLARIN TÜRKÜSÜ

Susmamız oturmamız
Herşeye boyun eğmemiz
Hayatı şeyretmemiz
İstendi ancak bizden

Susduk bekledik
Söylendi dinledik
Sonunda yeter dedik
Susmuyoruz!

Alınıp satılmamız
Sevilip atılmamız
Çarşafa bürünmemiz
İstendi ancak bizden

Alınıp satıldık
Sevilip atıldık
Sonunda yeter dedik
Susmuyoruz!

Kadınız kadınlarız
Artık biz susmuyoruz
Kölelik zincirini
Koparıp kırıyoruz

Yaratan üreteniz
Hakkımızı isteriz
Bundan böyle biz
Susmuyoruz! 1994

       NAZIM USTA

Güler yüzlü Nazım usta
Sen yoksunya aramızda

Kalemküstü şiir yasta             
Sen yoksunya aramızda
                            
Yıllar bize pek zor geçti
Aşk ihanet yolun seçti
Umutlar uzağa kaçtı
Sen yoksunya aramızda
                                                      
Per perişan halkın hali
Kimi deli kimi dolu
Hasret sana Anadolu
Sen yoksunya aramızda
                                                      
Yarasalar kan emiyor
Bunlarda insan demiyor
Sensiz canımız yanıyor
Sen yoksunya aramızda
  

UNUTAMADIM

Senin ela gözlerini
Baldan tatlı sözlerini
Ilk sevdanın izlerini
Unutamadım

Üzerine taşlar koydum
Gözden akan yaşlar koydum
Yazlar koydum kışlar koydum
Unutamadım

İşte derler dünya fani
Kaybettim gittiğim yolu
Gönlümde açan ilk gülü
Unutamadım

Üzerine taslar koydum
Gözden akan yaşlar koydum
Yazlar koydum kışlar koydum
Unutamadım

Her yolun sonu bellolmaz
Kimi biter kimi bitmez
Aşktır bu ferman tanımaz
Unutamadım

Üzerine taşlar koydum
Gözden akan yaşlar koydum
Yazlar koydum kışlar koydum
Unutamadım

LEYLI  LEYLIM

Gül topladım senin için
Saçlarına takam leylim
Sen salın gel ben boyuna
Doya doya bakam leylim

Leyli leyli leyli leylim
Sen çelersin benim meylim
Bul derdimin dermanını
Nazlı kibar güzel huylum

Leyli benim hallarimi
Kırma ince dallarımı
Sana açtım kollarımı
Kucaklayıp sıkam leylim

Leyli leyli leyli leylim
Sen çalarsın benim meylim
Bul derdimin dermanını
Nazlı kibar güzel huylum

Yaşanmadık sevda olup
Aşılmaz sarp bir dağ olup
Göz yaşına damla olup
Gül yanakdan akam leylim

BIR ADIM DAHA

Umutlar tükendi derken yeşeren
Yürüyüş eyleyip zoru başaran
Şafağın hıncında güneşe selam
Bir adım daha bir adım daha

„Bir adım daha bir adım daha
Demokrasiye doğru bir adım daha“ 1;

Kardeş türküleri hep bir ağızdan
Çağırmak gerekir hepimiz özden
Birlik gerekiyor bize bu yüzden
Bir adım daha bir adım daha

„Bir adım daha bir adım daha
Demokrasiye doğru bir adım daha“

1;Yasar Kemal

EŞ OLALIM

Kalk gidelim deli gönül
Cerenlere eş olalım
Haklı haksızı bilelim
Erenlere eş olalım

Sevdaya salıp kendini
Feda eyliyor tenini
Halk için körpe canını
Verenlere eş olalım

Ulucanların ününü
Alemin ahir gününü
Gerçeğin doğru yönünü
Görenlere eş olalım

Bıktım yezidin şerinden
Günahından küfüründen
Yarem kanıyor derinden
Saranlara eş olalım

Bir umuttur saklıyorlar
Günü güne ekliyorlar
Boynu bükük bekliyorlar
Yarenlere eş olalım


FIRAT

Coşkun akardı suların
Bilmem şimdi duruldumu
Fırat senin o kolların
Omuzundan kırıldımı

Suların akar sel değil
Poyrazın eser yel değil
Periş an halin hal değil
Söyle gönlün darıldımı

Dört bir yanın barut tozu
Kahbe felek vurdu sizi
Kurt postuna giren kuzu
Özgürlüğün verildimi

Sam Amca dan Amca olmaz
Olsada halini bilmez
Özgürlük hediye gelmez
Hiç böylesi görüldümü

Bir bahar da böyle geçti
Yüreklere yare açtı
Felek seni vurdu kaçtı
Hesabınız soruldumu
 
YOBAZLAR

Kadınları kapatırlar
Bu düzenin yobazları
Türbanı bir hak sanırlar
Bu düzenin yobazları

Cennet için can alırlar
Kan dökerek din alırlar
Günah satar cin alırlar
Bu düzenin yobazları

Kara kara sakalları
Karartırlar akılları
Muaviye çakalları
Bu düzenin yobazları

Allah Ekber dillerinde
Kanlı bıçak ellerinde
Gezer arap çöllerinde
Bu düzenin yobazları

Şeriatı hak bilirler
Hakikati yok bilirler
Anlamazlar çok bilirler
Bu düzenin yobazları

Galayandır şıltakları
Kandırırlar kaltakları
Kuşanırlar kalpakları
Bu düzenin yobazları

Yağ tulumudur derisi
Cehennemin zebanisi
Çağımızın yüz karası
Bu düzenin yobazları
 

BU KERVAN

Sevgidir kalbimizde
Bu kervan nice kervan
Hakikat dilimizde
Bu kervan yüce kervan

Enelhak  dinimize
Yakışır şanımıza
Mansurdan günümüze
Bu kervan koca kervan

Dolup coşanlar oldu
Bendin taşanlar oldu
Yolda düşenler oldu
Bu kervan acı kervan

Ol cana kıyanlara
Yalan söz diyenlere
Kul hakkın yiyenlere
Bu kervan öcü kervan

Erenler dergahında
Gül yeşerir bağında
İlim irfan çağında
Erişir güce kervan

Semahta çalınan saz
Gerçeğe yönelen yüz
Erenler gece gündüz
Sana duacı kervan

Sevdanla yaşıyorum
Od’unda pişiyorum
Bin yıldır taşıyorum
Başımın tacı kervan

 DERTLİ BÜLBÜL

Niçin dertli ötüyorsun
Dertli bülbül derdin nedir
Kime sitem ediyorsun
Dertli bülbül derdin nedir

Söyle derdin bana bülbül
Yüreciğim yana bülbül
Belki bir derman olurum
Lokman olam sana bülbül

Ben öterim sen ötersin
Yürek perişan edersen
Durmaz bin feryat eylersin
Dertli bülbül derdin nedir

Nakarat

Bir gül için çırpınırsın
Figan eyler yırtınırsın
Söyle sen nice seversin
Dertli bülbül derdin nedir

Nakarat

OLMASA

Kaç peygamber gelir kaçı giderdi
Bilim ilim ile irfan olmasa
Krallar bu halka neler ederdi
Demokrasi, hukuk bilen olmasa

Tarihde olanı ansanda öyle
Cahil cemakaya kansanda öyle
Doğa bozulmazdı insanda öyle
Kapitalist soygun talan olmasa

Kulak verde dinle beni bir defa
Kardeşin kardeşe ettiği cefa
Bu dünyada herkes sürerdi sefa
Ah şu emeğimiz çalan olmasa

Gün dolandı kaf dağını boyladı
Cehalet ülkeme girdi uyladı
Senin halin beni abdal eyledi
Şu miskin halime gülen olmasa

İnsan oğlu kurtul bu cehaletten
Hacıdan hocadan hain yezitten
İnsanı kurt sanan it oğlu itten
Cesarete gelip yılan olmasa

Aklımız hür fikrimiz hür olmazdı
Birlik beraberlik akla gelmezdi
Ey gerçekler sizi kimse bilmezdi
Uğruna baş koyup ölen olmasa

Bana Şafak derler şahsiyetim var
Hoşunuza gelmem ahsiyetim var
Ey müminler size vasiyetim var
Ölünce namazım kılan olmasa
 

YAĞMUR ETME

Bir içim su göz yaşların
Dökme yağmur etme beni
Seyri alem bakışların
Bakma yağmur etme beni

Ben dolarım boşu boşu
Dolmak aşıkların işi
Sevda gözlerimin yaşı
Akma yağmur etme beni

Beni aşkın diyarına
Sarılıp çekme bağrına
Alıpda aşkın koruna
Yakma yağmur etme beni

Nice güzel tanımışım
Beğenip seni bulmuşum
Yeni bir dünya kurmuşum
Yıkma yağmur etme beni

UMUT DALI

Bana acı anlatma
Bir sevinç anlat bana
Umutlansın yüreğim
Sevinçlensin yeşersin

Bir kuş konsun dalıma
Çiçeğime bir arı
Okşasın dallarımı
Bir ilkbahar rüzgarı

Sakın engel çıkarma
Özlemim gerçek olsun
Dallarım büyüdükce
Göklere direk salsın

Acı anlatma bana
Biraz umuttan bahset
İnsan kedere değil
Sevinmeye çok hasret

YILDIZLAR DÖKÜLDÜ YERE

Yıldızlar döküldü yere
Gidipte toplayamadım
Ellerime alıp öyle
Alıpta okşayamadım

Sarı yıldız sola düştü
Mavi yıldız göle düştü
Kimi halden hale düştü
Kimi gurbet ele düştü

Yıldızlar ki pırıl pırıl
Karanlığın ortasında
Kayboldular birer birer
Hepside gençlik çağında

Nakarat

Yıldızlar döküldü yere
Yıllar yetmiş seksen iken
Bakar olduk biz biçare
Onlar kayıp gideriken

Nakarat

Sevdamı alıp gittiler
Yüreğim çalıp gittiler
Yüzüme gülüp gittiler
Yıldızlar döküldü yere


Nakarat



AŞK SENİN O ÖZÜNDEDİR

Aşk için inleyen bülbül
Aşk senin o özündedir
Yeter ki sen sevmeyi bil
Aşk senin o özündedir

Ne yerdedir ne göktedir
Ne vardadır ne yoktadır
Aşk o çarpan yürektedir
Aşk senin o özündedir

Yunus aşkı hak belledi
Mansur enel-hak belledi
Bulamayan yok belledi
Aşk senin o özündedir

Derman ile care ile
Tehdit ile nara ile
Aşk alınmaz para ile
Aşk senin o özündedir

Yürğin olmalı seyran
Vucudun yanmalı üryan
İnsansan sevmeyi öğren
Aşk senin o özündedir


TELAŞTALAR

Mal üstüne mal koymuşlar
Onun için telaştalar
Soygunu helal saymışlar
Onun için telaştalar
Nakarat:
Telaştalar telaştalar
İnkarcı bir buluştalar
Yalan dolan iftiralar
Ganimeti üleşteler

Neden açtır üretenler
Malı mülkü yaratanlar
Bu sorunun cevabı var
Onun için telaştalar
Nakarat
Telaştalar telaştalar
İnkarcı bir buluştalar
Yalan dolan iftiralar
Ganimeti üleşteler

Kılı kırka kırkıyorlar
Bir şeylerden ürküyorlar
İşçilerden korkuyorlar
Onun için telaştalar
Nakarat
Telaştalar telaştalar
İnkarcı bir buluştalar
Yalan dolan iftiralar
Ganimeti üleşteler

Onca yapılan silahlar
O Natolar Pentagonlar
Atomlu bomba yaparlar
Söyle neden telaştalar
Nakarat

AKILSIZ BİR BEN KALMIŞIM

Akıllılar ülkesinde
Akılsız bir ben kalmışım
Her kafadan bir ses çıkar
Akılsız bir ben kalmışım

Okumaya ne gerek var
Okumaz adam olurlar
Aklı parayla alırlar
Akılsız bir ben kalmışım

Kimi hoca kimi derviş
Nicesi murada ermiş
Ne çok akıllımız varmış
Akılsız bir ben kalmışım

Hayır dualar almışlar
Her derde çare olmuşlar
Dünya alemi bilmişler
Akılsız bir ben kalmışım

Bre felek senin işin
Ne yazın belli ne kışın
Taş altında kalsın başın
Akılsız bir ben kalmışım

Aklımı sevdaya saldım
Sonunda havamı aldım
Kendim ettim kendim buldum
Akılsız bir ben kalmışım

Ozan Şafak dünya hali
Birimiş akılın yolu
Şu Allahın aptal kulu
Akılsız bir ben kalmışım

GÜLLER VE BEN

Ben gülleri toplayamam
Kırıp dalından alamam
Kelebekler kızar bana
Ben gülleri koparamam
Güldeste gülendan gülin
Gülbahar gülden ve gülçin
Gülpempe gülsün gülsemin
Ben gülleri koparamam

Bilmiyorum neden niçin
Seviyorum için için
Aşkımın hatırı için
Ben gülleri koparamam
Güldeste gülendan gülin
Gülbahar gülden ve gülçin
Gülpempe gülsün gülsemin
Ben gülleri koparamam

Kızsın bana sevenlerim
Arı petek kovanlarım
Çiçekli dünya ararım
Ben gülleri koparamam
Güldeste gülendan gülin
Gülbahar gülden ve gülçin
Gülpempe gülsün gülsemin
Ben gülleri koparamam

Kardelen buzları deler
Bütün güller bana güler
Gülsüz dalı bülbül neyler
Ben gülleri koparamam
Güldeste gülendan gülin
Gülbahar gülden ve gülçin
Gülpempe gülsün gülsemin
Ben gülleri koparamam

 
MAVİ VE SEN

Denize düşmüş gökyüzü
Deniz mavi sen mavisin
Nasıl anlatam ben sizi
Deniz mavi sen mavisin

Başı nerde sonu nerde
Sonsuzluğa giden yerde
Bir başıma kaldım burda
Deniz mavi sen mavisin

Gökyüzü neden susarsın
An gelir birden kızarsın
Deniz desem sen küsersin
Deniz mavi sen mavisin

Kutupların buzumusun
Perilerin kızımısın
Sarı kızın gözümüsün
Deniz mavi sen mavisin

Gökyüzünün güzelliği
Kainatın ezelleği
Açık mavi özelliği
Deniz mavi sen mavisin

Denize girsem inerim
Gökyüzüne yükselirim
İki arada kalırım
Deniz mavi sen mavisin

ÖZGÜRLÜĞÜN BEDELİ VAR

Bilmelisin kıymetini
Özgürlüğün bedeli var
Öyle israf etme onu
Özgürlüğün bedeli var

Ferman değil ayet değil
Hak istemek ayıp değil
Tutsak hayat hayat değil
Özgürlüğün bedeli var

Dikta denen o hain zor
Özgürlüğe engeller kor
İnanmazsan tarihe sor
Özgürlüğün bedeli var

Mahirler isyana geldi
Uğruna kaç Deniz öldü
İbrahim serinden oldu
Özgürlüğün bedeli var

Can verdiler diri diri
Temizlemek için kiri
Spartaküslerden beri
Özgürlüğün bedeli var

Çağdaş insan özgür olur
Eğriyi doğruyu bilir
An gelir uğruna ölür
Özgürlüğün bedeli var


Zalim zulümü var etti
Şafak adını sır etti
Kendin yeniden yarattı
Özgürlüğün bedeli var

 

AŞKOLA

Pirim bugün yüzün gördüm
Gördüm aşkola aşkola
Ben yoluna ikrar verdim
Verdim aşkola aşkola

Yürümüş aşiret göçü
Ağarmış pirimin saçı
Dört kapı kırk makam içi
Girdim aşkola aşkola

Fani derler dünya fani
Kefen gömlekdir en sonu
Gönül yüreğime seni
Sardım aşkola aşkola

Yanar yürek pare pare
Pirim bu derde bir çare
Enel-Hak denen o sıra
Erdim aşkola aşkola

Benim pirim ilmi över
Kamil insanları  sever
Ya bu gönül sensiz neyler
Sordum aşkola aşkola

Şafak Altun hallarımı
Şeker şerbet ballarımı
Yollarına güllerimi
Serdim aşkola aşkola

SEN NE YAPTIN?

Yarın mahşer günü soran olursa
Sen ne yaptın bir cevabın varmıdır
Maazin için kafa yoran olursa
Sen ne yaptın bir cevabın varmıdır

Anılar yaşatır seni dünyada
Varmı bir eserin hani dünyada
Boşamı yaşadın fani dünyada
Sen ne yaptın bir cevabın varmıdır

Ağzın açar bülbül olur şakırsın
Muhalefet eder karşı çıkarsın
Alternatif sunmaz öyle bakarsın
Sen ne yaptın bir cevabın varmıdır
 
Taş kafalar bana cevap veremez
Kör bakarlar bu gerçeği göremez
Laf ile peynir gemisi yürümez
Sen ne yaptın bir cevabın varmıdır

Mazlumun hakkını alam dedin mi
Zalimlere karşı gelem dedin mi
Bu dünyayı cennet kılam dedin mi
Sen ne yaptın bir cevabın varmıdır

Bir hayırla suçlarından arınır
Bürüğe sarığa girer sarınır
Ömür geçti tahte kale görünür
Sen ne yaptın bir cevabın varmıdır

Şafak Altun soruyorum ben bana
Bir yararın dokundumu insana
İlim bilim kültür sanattan yana
Sen ne yaptın bir cevabın varmıdır
 

AŞIK MAHZUNİ ŞERİF

Sen gittin de arıyoruz biz seni
O günden bu günü gören Mahzuni
Uçan kuştan  soruyoruz biz seni
Gönül bahçemize giren Mahzuni

Yareler kanıyor bulunmaz saran
Nice dost göç etti azaldı yaren
Berçenek toz duman çamlıbel viran
Daha bizim eller ören Mahzuni

Gece gündüz hiç kırpmadın gözünü
İnsanlık adına çaldın sazını
Sakınmadan çekinmeden sözünü
Zalimin yüzüne vuran Mahzuni

Gerçeğin demine hak verişinle
Güruh-i Naci'de kök sarışınla
Hümanist görüşün dik duruşunla
Mazluma cesaret veren Mahzuni

Doğruları inkar eden şaşıdan
Hırsız hain işbirlikçi maşadan
Ağadan patrondan beyden paşadan
Yiğidin hakkını soran Mahzuni

Şafak Altun seni pir baba bilmiş
Güttüğün davanın bir eri olmuş
Softalar cennetin tapusun çalmış
Şimdi de orada diren Mahzuni

Ozan Şafak Altun
Hamburg, 10.05.2010

GERÇEĞE  HU

Büyük patlamadan çıktım yoluma
Haydan geliyorum Hu ya giderim
Kadim dünya bakma benim halime
Haydan geliyorum Hu ya giderim

Ateş oldum galekside kavruldum
Kütle kütle kainata savruldum
Devriye de devir devir çevrildim
Haydan geliyorum Hu ya giderim

Erkeğin teninde  büründüm gene
Dişinin rahminde boyandım kana
Zamanı gelince dönüştüm cana
Haydan geliyorum Hu ya giderim

Bu devri alemde oldum bilinmez
Aradım kitabı sırrı bulunmaz
Kamil olan insan yoldan ayrılmaz
Haydan geliyorum Hu ya giderim

Şafak Altun gerçeklere hu diyem
Benim aslım ateş toprak su diyem
Aslın inkar edeneler yu diyem
Haydan geliyorum Hu ya giderim

GÜNEŞİ YUTAN BULUTLAR

Güneşi yutan bulutlar
Hazırlar kendi sonunu
Öğrendiğin nasihatlar
Gösterir sana yönünü

Yaşam boyu sürer yarış
Bitmez tükenmez arayış
Becerdiğin işle uğraş
Boşuna yorma canını

Marifet sanma numara
Bir iyilik yap konara
Tut elinden çek kenara
Ateşe düşüp yananı

Toprak gibi mert olasın
Rüzgar gibi sert olasın
Vatan gibi yurt olasın
Barındırasın konanı

Dilenme hiç ele güne
Güvenmelisin kendine
Zararı dokunmaz sana
Bilime yasla yanını

Ağlıyoruz gülmek için
Arıyoruz bulmak için
Yaşıyoruz ölmek için
Buda doğanın kanunu


DARILDIM

Devrilmişim dağlar gibi
Zalim dünya sana kalmaz
Doldum doldum ağlar gibi
Şu halimi kimse bilmez

Dost suratın astı bugün
Yar dediğim küstü bugün
Selam sabah kesti bugün
Özledim yanıma gelmez

Günler geçer zehir zıkım
Göklere erişir ahım
Karabahtım kör talihim
Birgün olsun bana gülmez

Bir günüm bir asır gibi
Yaşıyorum esir gibi
Dara çeker Mansur gibi
Felek bu canımı almaz

O yar bana el olsada
İki gözüm sel olsada
Yansa yürek kül olsada
Deli günlüm iflah olmaz

Şafak Altun gamda bugün
İçmesede demde bugün
Ne Bağdat ne Şamda bugün
Dargın gönlüm karar kılmaz

DEĞİLİZ

Kerametin varsa kendine sakla
Biz kolay tutulan kuştan değiliz
Üçbeş kuruş için atarsın takla
Nevsine yenilen puştan değiliz

Ne bir hikayeyiz ne bir anıyız
Enel-hak yolunun ortak canıyız
Halkı kandıranın baş düşmanıyız
Yüreğimiz vardır taştan değiliz

İnsan olan unuturmu yareni
Yoldaş için canın dahi vereni
Azgın yaramıza melhem süreni
Dostunu tanımaz şaşdan değiliz

Ne hocayız ne rahmanı rahibiz
Nede kutsal kitabda ki zahidiz
On bin yıllık bir kültüre sahibiz
Biz sandığın gibi boştan değiliz

Kanatlanır yücelere çıkarız
Yıldızlardan yeryüzüne bakarız
Üflemezsen dudağını yakarız
O ılık içilen aşdan değiliz

Makam koltuğuna yayılan şaşık
Bakılmaz yüzüne suratı asık
Kimseyi beğenmez kendine aşık
Sert bakışlı çatık kaştan değiliz

Şafak Altun davamızı güderiz
Sorunları didik didik dideriz
Kendi bildiğimiz yola gideriz
Ho deyince duran çüşden değiliz
Kişleyince kapan oşdan değiliz
 

BİLİRMİSİN?

İşin gücün nedir senin
Yaptığını bilirmisin
Din adına cehalete
Taptığını bilirmisin

Şeriat düşmez dilinden
Bıçak eksilmez elinden
Bilimin aklın yolundan
Saptığını bilirmisin

Haberin varmı yarından
Alemin gizli sırından
Medeniyet diyarından
Koptuğunu bilirmisin

Yanlış anlama sen beni
Araç eyledin bu  dini
Seni doğuran anneni
Teptiğini bilirmisin

Cehaletin adı sırda
Şer üretir ardı arda
Yirmi birinci asırda
Nettiğini bilirmisin

Şafak Altun bu zamandır
Gerçekçilik bize şandır
Yavuz köpek ısırgandır
Kaptığını bilirmisin
 

YILDIZ DAĞI

Evel zaman yıldız dağı biliyor
Esen yelden sakınırdı pirimi
Ceylanları eteğinde  meliyor
Yıldız dağı anlat bana pirimi

Kucaklayıp sardın yarenlerimi
Korudun kolladın erenlerimi
Halkı için canın verenlerimi
Yıldız dağı anlat bana pirimi

Yıldız dağı başı karlı dumandır
Sultanların satıldığı zamandır
Yezitler yüzünden hali yamandır
Yıldız dağı anlat bana pirimi

Benim pirim şere başın kaldırdı
Yoksulların iki yüzün güldürdü
Hangi düşkün gitti sizi bildirdi
Yıldız dağı anlat bana pirimi

Yiğitlerim alay alay geldiler
Şeriat zulmüne karşı oldular
Hak yoluna birer birer öldüler
Yıldız dağı anlat bana pirimi

Şafak Altun gelip sana kondular
Coşkun akan sularında yundular
Nice cem eyleyip semah döndüler
Yıldız dağı anlat bana pirimi
 

BİR HİÇİM

Yanarım için için
Bir hiçim ben bir hiçim
İnsan olmak mı suçum
Bir hiçim ben bir hiçim

Bir hiçim ben bir hiçim
Şu alemde bir hiçim
Alem benim içimde
Ben alemde bir hiçim

Alemi kuran olsam
Cana can veren olsam
Ulu bir eren olsam
Bir hiçim ben bir hiçim

Bir hiçim ben bir hiçim
Şu alemde bir hiçim
Alem benim içimde
Ben alemde bir hiçim

Pırlanta taşım olsa
Binlerce yaşım olsa
Krallık işim olsa
Bir hiçim ben bir hiçim

Bir hiçim ben bir hiçim
Şu alemde bir hiçim
Alem benim içimde
Ben alemde bir hiçim

Aşkım  uğruna ölsem
Dirilsem geri gelsem
En son peygamber olsam
Bir hiçim ben bir hiçim

Bir hiçim ben bir hiçim
Şu alemde bir hiçim
Alem benim içimde
Ben alemde bir hiçim


Niceleri övünür
Mala mülke sevinir
Benim içim kavunur
Bir hiçim ben bir hiçim

Bir hiçim ben bir hiçim
Şu alemde bir hiçim
Alem benim içimde
Ben alemde bir hiçim

Ateş hava su toprak
Dörtten yeşerdi yaprak
Sonumız yine toprak
Bir hiçim ben bir hiçim

Bir hiçim ben bir hiçim
Şu alemde bir hiçim
Alem benim içimde
Ben alemde bir hiçim

Kanmam dünya malına
Tapmam para puluna
Gerçek budur biline
Bir hiçim ben bir hiçim

Bir hiçim ben bir hiçim
Şu alemde bir hiçim
Alem benim içimde
Ben alemde bir hiçim

Şafak Altun ben buyum
Ne küçük ne büyüğüm
Milyarı geçse sayım
Bir hiçim ben bir hiçim

Bir hiçim ben bir hiçim
Şu alemde bir hiçim
Alem benim içimde
Ben alemde bir hiçim
 
BAĞLI

Bir mahkumum bu şehirde
Elim bağlı kolum bağlı
Kalmışım yaban ellerde
Konuşamam dilim bağlı

Hal olup halim görsemde
Dal olup meyve versemde
Arıyım çiçek dersemde
Petekde ki balım bağlı

Rüzgar garip eser bana
Yaşam zehir kusar bana
Sazım bile küser bana
Bağlamada telim bağlı

Kolum kanadım gerdiğim
Özümden özge gördüğüm
Uğruna canım verdiğim
Kafesde bülbülüm bağlı

Azrail canım yokluyor
Kalbim yoruldu tekliyor
Engeller beni bekliyor
Gideceğim yolum bağlı

BİR MAYIS 2008

Bir mayısta bir olmayı
Yine bize hor gördüler
Saldırdılar işçilere
Kolun kanadın kırdılar

Benim halkım onurludur
Başın eğmez gururludur
Emekçiler milyoncadır
Nice yaralar sardılar

Şikayetim hakim beye
Emeğe hakaret niye
Ayak takımıdır diye
Ortamı onlar gerdiler

Halka zulmü layık gören
Kurşun atıp insan vuran
Nice zorba nice tiran
Onlarda hesap verdiler

Emeği korkuttum sanma
Ne utan nede arlanma
Birkez daha bütün dünya
Tayyip-Faşizmi gördüler

Şafak Altun halk ozanı
Sevmez halkını ezeni
Tarihde nice düzeni
Ayaklar yere serdiler
 

BENİ

Tohumdum yüceltti dal beni beni
Yeşertti inceltti gül beni beni

Toprakdı doğurdu akıl buyurdu
Emekle yoğurdu el beni beni

Evirdi çevirdi esti savurdu
Aşk ile kavurdu çöl beni beni

Lal oldum dinletti hayli inletti
Aleme anlattı dil beni beni

Bazen yandırdı bazen söndürdü
İnkardan dönderdi yol beni beni

Nicedir yanmışım muhib olmuşum
Kula kul edemen bil beni beni

Şimdi sana senden daha yakınım
Kucakla sinene al beni beni


AH GÖNLÜM

Gönlüme bir od atıldı
Bitmedi sevdam bitmedi
Diyeceğim çok şey vardı
Yetmedi ömrüm yetmedi

Yar yüzünden fail oldum
Nice güle mail oldum
Kader dedim gail oldum
Ötmedi bülbül ötmedi

Ümütleri boyaladım
Böyle gönlüm oyaladım
Göle yoğurt mayaladım
Tutmadı şansım tutmadı

Eller paylaşmış mülkünü
Kendime yaptım telkini
Cennet dünyanın zevkini
Tatmadı ömrüm tatmadı

Sınıfımla haldaş oldum
Mazlumlara yoldaş oldum
Kızdım kızdım ataş oldum
Yatmadı öfkem yatmadı

Şafak Altun bak şu hale
Ne ağlaya nede güle
Yar peşinde yele yele
Tütmedi bacam tütmedi
 

FENA OLACAK

Basma benim damarıma
Kızarsam fena olacak
Bre yobaz suçlarını
Yazarsam fena olacak

Şeriat istersin emi
Tıkarım ağzına gemi
Kavgasız dünya yemini
Bozarsam fena olacak

Yezit olupta azıtma
Sakallarını kazıtma
Özgürlüğe dil uzatma
Sezersem fena olacak

Dokunma benim dinime
Uzak ol gelme yanıma
Topunuzu şu önüme
Dizersem fena olacak

Hadi git yap traşını
Üzme eşin kardaşını
Örümcek dolu başını
Ezersem fena olacak

Sil artık kokmuş terini
Esir etmişsin karını
Yağla dolmuş pis derini
Yüzersem fena olacak

Çarsafa sardın kızını
İstemem yalan vaazini
Salyalar akan ağzını
Büzersem fena olacak

Şafak Altun azarımı
Bozma halkın huzurunu
Kara yerde mezarını
Kazarsam fena olacak
 
KAÇ KEZ

Şu gördüğün evren bir mucizedir
Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı
Ne bir hediyedir ne bir cezadır
Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı

Sonsuzluk da zaman var olduğunda
Galaksiler kayıp sır olduğunda
Dört madde birleşip bir olduğunda
Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı

Ateş duman oldu dumansa bulut
Hava ilet oldu topraksa yalıt
Bulut yağmur oldu yağmursa gölet
Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı

Deryalar denizler su ile doldu
Canlılar çoğaldı cümbüşe daldı
Beklenmedik anda kıyamet geldi
Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı

Daha bu evrende önce ne vardı
Aklın çözmediği gerçekler sırdı
En son bildiğimiz dinazorlardı
Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı

Fidanlar yeşerdi çiçekler açtı
Kimisi gelirken kimisi göçtü
Herşeyi kavramak oldukça güçtü
Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı

İnsan aklı usul usul düşündü
Sürekli çalışdı deşti deşindi
İlkellikten günümüze taşındı
Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı

Ey insanlar ne olacak haliniz
İnsan olup kendinize geliniz
Bundan böyle bu gerçeği biliniz
Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı

Şafak Altun gerçekleri gel anlat
Bir ışık ol şu çevreni aydınlat
Cennetdir bu evren en güzel cennet
Kaç kez kuruldu da kaç kez yıkıldı
 

NELER ÇEKTİM

Enel-Hak Ben-İd’im diye
Neler çektim neler çektim
Kabem insan dedim diye
Neler çektim neler çektim

Canimda ki cansın diye
Sana insan densin diye
Acıların dinsin diye
Neler çektim neler çektim

Cemde canlar kırkı dedim
Kuranımız türkü dedim
İnancımda farkı dedim
Neler çektim neler çektim
 
Ben Alevi kızılbaşım
Hakka ulaşmaktır düşüm
Bu yüzden ezerler başım
Neler çektim neler çektim

Baba İshak kulum dedim
Abdal Musa kolum dedim
Hacı Bektaş ulum dedim
Neler çektim neler çektim

Dağ başında dona kaldım
Fırtınalı güne kaldım
Ateşlerde yana kaldım
Neler çektim neler çektim

Karanlıklar biter dedim
Boyun eğmek beter dedim
Soygunlara yeter dedim
Neler çektim neler çektim

Sultanlar ferman verdiler
Kadılar kalem kırdılar
Yurttan yurtlara sürdüler
Neler çektim neler çektim

Ne küstüm nede darıldım
Aşkına kandım sarıldım
Öldüm öldüm de dirildim
Neler çektim neler çektim
 
Gün uzadı asır oldu
Hakikatlar esir oldu
Seni sevmek kusur oldu
Neler çektim neler çektim

Gah oldu kalkıp dirildim
Gah oldu yere serildim
Gahı çarmıha gerildim
Neler çektim neler çektim

Düşmanlarım dost göründü
Aklım çarşafla büründü
Hakka ulaşmak sorundu
Neler çektim neler çektim

Emek emek üretildim
Akıl akıl diritildim
İsyanlarla yaratıldım
Neler çektim neler çektim

Şafak Altun güne geldim
Aşkın ile yana geldim
Bin yıl geçti yine geldim
Neler çektim neler çektim
 

OZAN

Adın ozana çıkarsa
Ozan halkın mert tarafı
Zalimlere karşı çıkmış
Mazlumların sert tarafı

Ozan bey atına binmez
Ozan olan  yoldan dönmez
Ozanın ışığı sönmez
Aydınlatır dört tarafı

Ozan aklın çalıştırır
Okur kendin geliştirir
Ozan daim eleştirir
Toplumda namert tarafı

Ozanın yönü bellidir
Ozan halkın taa kendidir
Onun dili ve telidir
İnsan olmak alt tarafı

Ozanlar korkmaz ölümden
O nefret eder zulümden
Korkusu yoktur zalimden
Bu misyonun şart tarafı

İnsanlığa hizmet etmek
Hakikat yolunu gütmek
Gönüllere girip yatmak
Buda işin virt tarafı

Şafak Altun ahvalimiz
Bilenler bilir halimiz
Daim iniler  telimiz
Hacı Bektaş yurt tarafı
 

SENİN OLSUN

Gönlüm divanedir ömrüm derthane
Çekersen bu derdi al senin olsun
Aşığın sevdası derler bahane
Bana figan yeter gül senin olsun

Lokman hekim ilaç bulmaz yaraya
Yaradanım bizi kimler koruya
Ne paraya doyar nede saraya
Bana bir çul yeter mal senin olsun

Kurt ile kuzuyu güttün yayladın
Kafan attı cümlemizi payladın
Bire felek halkı köle eyledin
Bana insan gerek kul senin olsun

Ne bir ocak oldum nede kapıyım
Atılmış satılmış dertler küpüyüm
Dokunmayın sakın biber gibiyim
Bana acı gerek bal senin olsun

Şu patronlar nice ocak yıkıyor
Emekçiler ne çileler çekiyor
Yoksulların derdi beni yakıyor
Bana ateş gerek kül senin olsun

Şafak Altun sazım bana dost oldu
İnledikçe teli gönlüm mest oldu
Devir döndü astlar bize üst oldu
Bana dost gerekir el senin olsun

CENNET CEHENNEM

Şeytana uydumda sofuya vardım
Cennet cehennemle korkuttu beni
Uykumda o gece bir rüya gördüm
Yetmişiki huri ürküttü beni

Cebrail çağırdı sorular sordu
Hiç hakkım olmadan huriler verdi
Böyle basit aşklar çekilmiyordu
Güzellerde bir bir terketti beni

Elime suçumu yazı verdiler
Sonra cehenneme vize verdiler
Kızıp köpürerek ceza verdiler
Yedi kat derine sarkıttı beni

Ak ile karaya boyandığımda
Zebani boynuma dayandığında
Bağıra çağıra uyandığımda
Koynumda cananım farketti beni

GAYRI

Ezberi bozmanın zamanı geldi
Haydi dostum şu dilini aç gayrı
Satıldı Memleket neyimiz kaldı
Bundan böyle susmak bize suç gayrı

Bağırta çağırta emeği soyan
Kanımızı emen gözümüz oyan
Ürettiğin ürünlere el koyan
Hainlerin kellesini biç gayrı

Din adına hürafalar uyduran
Ampülle-Fenerle halkı soyduran
Ey bayanlar size türban giydiren
Yobazların suratına s.ç gayrı

Bırak ikiliği birliğe özen
Birlikler kurarak dirliğe özen
Kahrolsun yıkılsın bu bozuk düzen
Kaderini ellerinle seç gayrı

Önce-İnsan diyen bir dünya için
Sevgi-Barış diyen bir dünya için
Çağdaş ve Medeni bir dünya için
Bu çürük düzenden kurtul kaç gayrı

Şafak Altun bilincini aklarken
İsyan eden yüreğini yoklarken
Şu yoksullar bizi acil beklerken
Bahane uydurmak şimdi güç gayrı

MANSUR

Hallac Mansur gülüyordu
Derisin yüzenlere
Hakdan aflar diliyordu
Fetvayı yazanlara

Gah gücenip inciyordu
Yüreği sancıyordu
İçin için acıyordu
Kendine kızanlara

İnsan kutsal biliyordu
Özünü buluyordu
Akıl fikir diliyordu
Kudurup azanlara

Kolaydır bir gönül kırmak
Zordur onu onarmak
Hak yoluna dara durmak
Mirasdır insanlara


Abit hamdır hava gibi
Zahitlik sevda gibi
Ariflik bir derya gibi
Muhiblik ozanlara
 

HIZIRIN CEMİ

Hızırın cemine girdim
Orda güzel canlar gördüm
Eli yüzü kalbi temiz
Sevecen insanlar gördüm

Orda tanıdım ben piri
Suyun içtim duru duru
Hüseyin aşkına nuru
Çırayı yakanlar gördüm

Bacı kardeş bir olmuşlar
En doğru yolu bulmuşlar
Insanı kabe kılmışlar
Semah da dönenler gördüm

Akıl ermez hakkın işi
Dara durur orda kişi
Hem alevi hem bektaşi
Din içinde dinler gördüm

Duaları saz söz olmuş
Benlik orda tek biz olmuş
Üçler beşler yüz yüz olmuş
Nice kırklar binler gördüm

Şafak Altun oldum zakir
Dedem gülbengini okur
Cümlemize akıl fikir
Gün içinde günler gördüm

KALEM

Kara kalem kara kalem
Yarem binbir pare kalem
Sen deşersin bu yareyi
Bilmem kimler sara kalem

Erenlerdir sultanımız
Onlarda bizim canımız
Canlar yoluna kanımız
Aktı dere dere kalem

Biz incinir incitmeyiz
Eziliriz kin gütmeyiz
Yolumuzu terk etmeyiz
Çekselerde dara kalem

Ol nice sultanlar gördük
Şeyhüllere semer vurduk
Yoksullara kanat gerdik
Umuduz fakire kalem

Benim halkım engin olur
Fakir gönlü zengin olur
Bu kaçıncı yangın olur
Yarem sıra sıra kalem

Kafir bize küfür basar
Seni asar beni keser
İnsandan kalmadı eser
Bu derde bir çare kalem

Bin yıldır zulüm görürüz
Bu yüzden acır canımız
Sorulmadı hesabımız
Söyle kimler sora kalem

Şafak Altun der derdini
Döker içinden kurdunu
İnsanların namerdini
Vurak yerden yere kalem

ÖZÜ GÜZEL
SÖZÜ GÜZEL
İNSANLAR

Benim geçmişimin gurur kaynağı
Özü güzel sözü güzel insanlar
Mazlumların ol umut dayanağı
Özü güzel sözü güzel insanlar

Babalar Aptallar Pirler Erenler
Fakir fukaraya kanat gerenler
Hakkın görmediği hakkı görenler
Özü güzel sözü güzel insanlar

Baba İshak sultanları sorgular
Abdal Musa zalimleri yargılar
Hacı Bektaş dinimizi din kılar
Özü güzel sözü güzel insanlar

Kimi Hallac oldu dara çekildi
Yüzbinleri ekin gibi ekildi
Filizlendi fidan gibi dikildi
Özü güzel sözü güzel insanlar

Ol acı hayatı bal eylediler
Uzatıp ömrümüz bol eylediler
Bizim yolumuzu yol eylediler
Özü güzel sözü güzel insanlar

Köroglu da atın sürer dağlara
Dadaloğlu aman vermez ağalara
Sonsuz miras bıraktılar sağlara
Özü güzel sözü güzel insanlar

Pir Sultan Abdalla türkü oldular
Torlak Kemal Bedreddini buldular
Nazım olup günümüze geldiler
Özü güzel sözü güzel insanlar

Dalıp deryasına kanamadığım
Kimin görüp kimin tanımadığım
Daha nice adın anamadığım
Özü güzel sözü güzel insanlar

Şafak Altun bende sizle bir olam
Mazlumlara umut olam gür olam
Girem aranıza güman sır olam
Özü güzel sözü güzel insanlar
 

YOLDAŞ OLALIM

Sevgi dostluk konuşan
Dile yoldaş olalım
Hem düşünen danışan
Kula yoldaş olalım

Işık olup saçılan
Bir su gibi içilen
Binbir çeşit açılan
Güle yoldaş olalım

İnsan soyundan gelen
Her canı bir can bilen
İnsanı insan kılan
Yola yoldaş olalım

Düşmüş isek kaldıran
Ağlar isek güldüren
Türkümüzü çaldıran
Tele yoldaş olalım

Cehalet kala hamda
Keramet gele cemde
Din kimde iman kimde
Bula yoldaş olalım

Şafak Altun hey canlar
Ütopyayım kim anlar
Hep kardeştir insanlar
Bile yoldaş olalım

2 TEMMUZ1993

Yine iki Temmuz günü geliyor
Sızlar yüreğimin içi sızlar dost
Madımak da suçsuz yere yananlar
Gönlüm hasret ile sizi özler dost

Pirim Pir Sultanı hiçe saydılar
İftiralar edip yalan yaydılar
Kafir olup canımıza kıydılar
Sardı hanemizi ateş közler dost

İki temmuz matem cemi oladır
Aleviler bunu böyle biledir
Tarih de bu kaçıncı kerbeladır
Yana yana diriliriz bizler dost

Biz alevi doğduk ali oluruz
Dört kapıyı kırk makamı biliriz
Türkü türkü madımağa geliriz
Dosta selam söyler teli sazlar dost

Şafak Altun kuldan korkumuz yoktur
Anlımız açıktır yüzümüz aktır
Karanlığın sonu derler ışıktır
Aleviler bu ışığı izler dost

BELLİ DEĞİL

Şu devri alemi seyrana çıktım
Ova belli değil dağ belli değil
Suları kurumuş ırmağa baktım
Bahçe belli değil bağ belli değil

Dünyalara girdim kimisi kaçık
İnsanlara baktım hayali küçük
Kimisi kapanmış kimisi açık
Zaman belli değil çağ belli değil

Bozuldu meyvenin sebzenin tadı
Aromadan artık eser kalmadı
Çorba yaptım kıvamına gelmedi
Yemek belli değil yağ belli değil

İnsanlar bölünmüş hep kısım kısım
Yüzlerden kaybolmuş tatlı tebessüm
Nerde kaldı benim atlas libasım
Oya belli değil tığ belli değil

Hürafa bilime günah taşıyor
Hakkikat oturmuş buna şaşıyor
Muska reçeteye rakip koşuyor
Tuzak belli değil ağ belli değil

Türban reklamında cumhurun eşi
Hacı hoca dolmuş devletin başı
Yurttaş unutulmuş kul olmuş kişi
Gerçek belli değil büğ belli değil

Şafak Altun halkın yanına vardım
Birkaç cümle ile halini sordum
Yaşarmı yaşamaz kulları gördüm
Ölü belli değil sağ belli değil

GEREK

Anadolum senden bir dileğim var
Bozmadan birliği uzlaşmak gerek
Kimlikleri inkar eden zorbayı
Çağırıp meydana kozlaşmak gerek

Bizim tarihimiz çok derindedir
Onlarca kültürün üzerindedir
İnsanlara saygı çok yerindedir
Hoşgörü adına sözleşmek gerek

Birileri kendin herşey sanıyor
Bu yüzdende yarelermiz kanıyor
Adem olan adem kimdir tanıyor
Mahluklardan ayrı özleşmek gerek

Taksimde vurulan nice canların
Sivasda yakılan tüm insanların
Nice tahriklerin katliamların
Hasabını sorup yüzleşmek gerek

Şafak Altun dileğmiz dilerek
Kardeş kardeş yarınlara gelerek
Davul zurna halayımız çalarak
Türkü türkü olup sazlaşmak gerek

HOR GÖRÜRLER

Bana kendi kimliğimi
Hor görürler hor görürler
Benim olan benliğimi
Hor görürler hor görürler

İnsanların hakkı vardır
Hakkın alanlar insandır
Bu hak herkesede vardır
Niçin bana hor görürler

Gerçekleri görmeyenler
Neden niçin sormayanlar
İlme önem vermeyenler
Bu alemi dar görürler

Başına takar takkeyi
Dolaşır cami tekkeyi
Bellemişler bir Mekkeyi
Orada bir sır görürler

Bu dünyada ölüm olur
Ölüm olur zulüm olur
Kimi kullar zalim olur
Hayır etsen şer görürler

Sevip sevilmek istesek
Sayıp sayılmak istesek
Oynayıp gülmek istesek
Bunu bize ar görürler

Malı mülkü omuzlanır
Yeyip içip semizlenir
Abdest alır temizlenir
Dindarlığı kar görürler

Nice iller nice eller
Nice yollar nice beller
Şeriata tapan kullar
Hakikatı zor görürler

 

Aşşağıda biraz kısaltarak sunduğum Kızıldere Destanı benim ilk albümümde (1980) yer almışdı. O günlerde devrimci yüreğimiz Özgürlük, Bağımsızlık ve Sosyalizm adına çarpardı. İnsanların özgürlüğü, ülkemizin bağımsızlığı ve emeğin iktidarı asıl isteğimizdi. 

KIZILDERE  DESTANI

I.Şafağın hıncında üç mitralyöz birden taradı grev çadırını TEK YOL DEVRİM  diye haykırdı grevci işçiler Ve karanlığın anlına üçel kurşun sıktılar Sonra üç kızıl gonca Üç nar gibi açıldı Üç bin ve üçyüz bine gebe Emperyalizme karşı Faşizme karşı Gericiliğin karanlığına ve Oligarşinin hıncına karşı Üç tutam derildi Üç şavkı birden parladı namlunun ucundan Kurtuluşun öncüleri safları sıklaştırdı birer birer

II.Karanfil değil ama bu kez Kalbinde büyüyen partizanın hıncı Yiv ve setin burmalı güllesi Yüz batman gücüyle alnında düşmanın Ekmek kavgasında ve iktidar savaşında Ve devrimin sancılı günlerinde Otuz iki başlı dev ve herbiri orduya bedel Ama dost elinde bir tutam menevşe Ve sanki meyvalı bir zeytin dalı Güvercinin ağzında

III.Mayısın otuzu geldiJandarma sipere daldı71 birde Adıyaman Sinangile tuzak oldu 71 yılıTan ağarıyor Yani akkor zamanı Yakında ışık görünecek Haziran bir olduYani gülistan Paşalar telaşlı Yani feryat figan Omuzdan asılı Amerikan silahı Telsiz şifre kuşatma ve ordu teyakkuz Ve siperlerde tank top Ve keskin nişancılar Oligarşi soluksuz bekliyor Tiril tiril korkudan

IV.Özgürlüğün çiçekleri Kurtuluşu kucakladı Cevahir ve Mahir Maharetli elleriyle Ve kızıl kanlarıyla kızıl bayrağı Çaktılar toprağına Türkiye’nin İstanbul’unda Hani Kartalın Maltepesinde Hani bunca insanın önündeYani kudurmuş gene........Yani en seçkin kurmaylarınTank ve zırhlı kuşatmanın Arasından haykırdılar‘YA ÖZGÜR VATAN, YA ÖLÜM’ diye

Cevahir öldüVatan özgür olmadı daha Ama olacak Gördü sevecen bakışlarıyla İstanbulun tüm yoksulları o anı Tanıktılar olaya Faşistlerin ağaran gözleri önünde Nasıl kucakladılar gülerek ölümü Vede savaş naralarıyla Savaş naraları kulaktan kulağa yayıldı

V.  Varsın Oligarşi cossun köpürsün Cengine cenk ile karşı dururuz Seçkin orduların sefer eylesin Cengine cenk ile karşı dururuz Toplansa faşolar divan kursalar Devlet-i alaya pilan sunsalar Serimize yüzbin ödül koysalar Cengine cenk ile karşı dururuz Kırmak için işkenceyi zulümü Rehber edip parti ile bilimi Sevda gibi kucaklayıp ölümü Cengine cenk ile karşı dururuz

VI.Özellikle unutma bu günleri 30 Mayıs Adıyaman Nurhak Sinan 1 Haziran İstanbulda Kartal Maltepe ve Cevahir  71 in yirmi yıla bedel günleri 19 Şubat 72 Kış yaman geçti bukez Arnavutköy Kızılelma derken 

VII. Şafak ıradı kaldı Petek yarıda kaldı Ulaş vurulup düştü Balı arıda kaldı   Arnavutköy yollarında Çifte martin kollarında Kurtuluşa yürüyoruz Kızıl kanın sellerinde Acıyı bal eyledik Tuz koymadık bala biz Zapetmeye balımızı Petek ördük bala biz Tektek çokçok ve topluca Öldük katre bal uğruna Zor ve zulmün direncinde Lezzet verdik bala biz 

VIII.Mart dokuzu değil Mart otuzuTakvimi değiştirdikYeniden yazıyoruz önemli günleri Bir kalbur yaz gireli ne olmuş Şunun şurasında Kocakarı suğuklarıda bitti Dışarıda can üşümez geceleri Balım yayla çiçeği uç verdi karın altından Çiğdemler erken açtı Hıdırelleze daha çok Nevruzu geçtik Otuz Mart düştük Alacak hanesine  Yıl 72 müsademe bitti Savaş sürecek

On yiğit on demir kol gibi kavradı Oligarşinin yüreğini Canevinden çekip alacak Kara ve hava orduları Ve hükümet erkanı Ve bilimum istihbarat ve imha timleriyle bir olup Oligarşinin esenliği için Ve bekası için sömürü düzeninin Ve devletin bizzat yürütülür operasyonu Ve teslim yok Son kurşuna ve son cana kadar Çarpıştı on yiğit ve vuruşarak öldüler

Ölenler Kurtuluşa kadar savaş naralarıVe mitralyoz sesleriyle Ve kurşun alazıyla Vede TEK YOL DEVRİM şiarıyla Diktiler kurtuluş bayrağınıFaşizmin ve Oligarşinin burçlarına

IX. Şafak nerde kaldı Kurşun yarada kaldı Yetiş imda da Mahir Doğan arada kaldı  Dağların arasını Kurşunun yarasını Aygüne yankılamış Ertanın narasını Çete düzde ne gezer Silah bezde ne gezer Nişan alıp vursana Ajan  izde ne gezer

X.Yurdumun dört bir bucağında Çiçekler açtı Emperyalizme ve Oligarşiye karşı Kanayan yarayı ballanıp örecek Ve savaş sürecek Kin büyüyecek Mahir Çayan Cihan Alptekin Ömer Ayna ve Saffet Alp Ertan Saruhan Ahmet Atasoy Nihat Yılmaz ve Hüdai Arıkan Kazım Özüdoğru ve Selahattin Kurt Ve diğerleri Kızılderede ekilen tohumAnadolu ve Kürdistan topraklarını Bürüyüp olgunlaşarak Kehribar gibi kızarıp Hasat olacak Ve yaşayan bunu görecek....

 

 

Resimi tıkla türkü dinle

Kızıldere Destanı