|
YOZGATLICA
Nöörüyon sıracalı
Zabah, ağşam pendir le çökelek bu cıbır horantanın bi tek yemeği. Moruh ebemin, cazı ememe yandan yandan bahması var ya, ite bile goynek çıhardır. Daim suvan pendir yenmez ki, biraz da gumpir, zavrağı yanına da souh bi gatıh olsa, ganara gobeller dumbalah aşar vallaha. Nefaat tomatise el uzatsam, moruh garı zıbıh dikizler gibi meyrini yıharak bahıyo.
Kele bu nasıl bahtım varmış eller gibi bi gulüp dingildemem. Güya benim herif essahdan da gocaymış gibi navranı yıhıp, gozünü ağartarah bahar ki. Damda ki düve değilim, eyce gandığım yeter. Ne mazaratım var ne de ellere malamat olduğum.
Hersli hersli sahosunu omuzuna atıp, peşkiri ileğene fırlatarah, sumsuğunu sıhması var ya, o vahit sanki karşımda yadırgı bi herif oluyo.
Aah, ah ürelüün nevsimde bi toyg aşı çekti ki, zahar sıracalı zilli anşanın evden kohusunu almışım. Sındı isteme bahanasına kapısını çaldım, kapıyı yelik kızı açtı. Amaan pinnik gibi bi ev.
Anşa yunah yıhıyomuş, "Nöörüyon?" sıracalı dedim. Asbab yıhıyomuş. Guşene, helke ve ilaan bi köşede duruyo, "Nefaat geldin gı duymadım" dedi. "Sahi mi duymadın. Lohusa olduğumu bilirsin, aşın kohusunu aldım, bi kap içim hemen gidecaam. Vahıt geçmeden baba çıhasıca gobelleri de çimdirmem lazım. Ötaaçeden bi beklediğim de var" dedim. "Git kendin koy, yanına narpız, suvan da al" dedi. Barnamı batıra batıra yedim. Bıldır ki yediğim arabaşı geldi ahlıma. Ardından bi de cuvara tütütdüm, moruh goca garı da çatlasın patlasın.
Şafak Altun Mart 2009
|